ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BAHANE MHP, HEDEF TÜRKİYE / Kadir Yıldız 532 okunma - 10 Kasım 2015

1 Kasım seçim sonuçlarının ardından partilerin oy oranları kıstas alınarak "doğru" ve "yanlış" değerlendirmeleri kamuoyunda tartışmaya açılmıştır.

En çok vekil sayısına ulaşan parti doğruları söylüyor, en az vekil sayısına sahip olan parti ise yanlışları savunuyor şeklinde bir genel yargı oluşturulmaya çalışılmıştır.

Bu yargının oluşmasına ise bazı medya organları aracılık etmiş, AKP'ye en sert muhalif edenlerden AKP'nin sözcülüğünü yapan yayın organlarına kadar bir çok medya kuruluşu MHP'yi hedef tahtasına koymuştur.

Hayatı boyunca yolu MHP ile kesişmemiş sözde yazar çizer takımı MHP'ye balans ayarı yapmaya, akıl vermeye, sözde doğruları göstermeye ve "dost acı söyler" tarzından eleştirilerle yüklenmeye başlamışlardır.

Bu yayın organlarının başını milliyetçi hassasiyette olduğunu söyleyen ama fitne üretim merkezi gibi çalışan Yeniçağ Gazetesi çekmiş, bir yazarı "sözde görüşmeler" üzerinden iftiralar atmış, bir başka yazarı kendince pandoranın kutusunu açmış, diğeri ise 80 dönemi ülkücülerine öğütler vermeye yeltenmiştir.

Hürriyet'in sözde tarafsız yazarı Ahmet Hakan, Cumhuriyet'in ilkesiz yazarı Işık Kansu, Akşam'ın akşamdan kalma yazarı Emin Pazarcı, Aydınlık'ın karanlık yazarı Sabahattin Önkibar, Sözcü'nün tokmaklatan yazarı Rahmi Turan ve daha niceleri...

Bu isimlerin ve yayın organlarının MHP'yi hedef haline getirmeleri ve kendilerince dizayn etmeye çalışmaları sizce MHP'nin iyiliğini düşündüklerinden mi?

Elin bahçesinden meyve toplayıp, MHP'nin bahçesinde ağaç taşlamalarının bir sebebi yok mu?

Düşünün...

Adı yolsuzluk ve rüşvete karışmış, çözüm süreci ile birlikte binlerce şehidin gelmesine sebep olmuş, islamiyeti dini istismar alanı haline getirmiş, vatandaşlarını müşavirleri marifetiyle tekmeletmiş, asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiş, şehitler üzerinden parmak hesabıyla oy toplama yarışına girmiş, basını tahakkümü altına almış bir partinin aldığı yüzde 49,5 oy oranının nedenini sorgulamak yerine, tüm bunların ülkenin geleceği adına açılmış bir yara olduğunu söyleyen bir partiyi hedef haline getirmiş olmalarının bir sebebi yok mu?

Elbette var!

Birincisi, AKP'nin korku tüneline giren bu yazar çizer takımı bir yandan AKP'yi aklarken diğer yandan da MHP'yi hedef göstererek AKP'ye yaranmak istemektedirler.

İkincisi ise, 46 yıldır başaramadıkları MHP'ye yön verme ve istikamet çizme planlarını Genel Başkanlık seviyesinde başlattıkları tartışmalarla MHP seçmeninin kafasını karıştırarak MHP'nin başına rahatlıkla yön verebilecekleri isimlerin geçmesini sağlamaktır. Yani kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılabilir bir MHP meydana getirmeye çalışmaktadırlar. 

MHP'nin varlığı, başkanlık sisteminin ve buzdolabındaki çözüm sürecinin tekrar hayata geçmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu yüzden 7 Haziran sonrası AKP'nin aldığı erken seçim kararı ile tüm planlar MHP üzerine kuruldu ve HDP'den geçebilecek oyların yeterli olmadığı bilindiğinden dolayı MHP seçmeni üzerinde bir algı oluşturulmaya çalışıldı. 

Bu algının hedef kitlesi MHP olmakla birlikte yayılacağı alan ise SP ve BBP'nin seçmen kitlesini de kapsıyordu. Bu algının önemli iki ayağını ise, "biz iktidardan gittik ve terör azdı", "biz iktidardan gittik ve ekonomik istikrar kayboldu" söylemleri oluşturuyordu.

Bir insana istediğinizi yaptırmanın iki yolu vardır. Bunlardan birincisi onları inandırmaktır. Yani samimiyetinizi hiç bir yan yola başvurmadan direkt olarak onlarda hissettirmektir. İkincisi ise korkutmaktır. AKP bu metodlardan ilkini 7 Haziran seçimleri öncesi başaramadı ve 7 Haziran sonrası da denemeye bile tenezzül edemedi. Bunun için ikinci yol olan korku yayma politikasını uyguladı. Bir topluma ise korku yaymanın en önemli basamağı insanların güvenliklerinin kalmadığını somut olarak göstermektir. Terör de bunlardan birisidir. İkincisi ise insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamaması üzerinden kurgulanan korku psikolojisidir. Bunu da ekonomik istikrar söylemleri üzerinden gerçekleştirmeye çalıştırlar. İnsanların tercihlerini samimi metodlarla bir eğilim haline dönüştürmek yerine korku kültürü üzerinden değiştirmeye başladılar. Bu bakımdan AKP'nin aldığı yüzde 49,5 oranındaki oyun tamamına gönül rahatlığıyla ve inanılarak verilen oylar diyemeyiz. 

AKP seçmeninin büyük bir kesimi AKP'ye güvendiği için oy vermemiştir. Seçmen sadece mecbur edilmiştir. Mecburiyetin sebebi ise korkudur. Bu korkunun esiri olan yazar çizer takımının da MHP'yi hedef haline getirmesinin sebebi AKP'ye yaranmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Çünkü korkunun ecele faydası olduğu gibi yanlış bir kanıya kapılmışlardır.

"MHP'siz meclis" planları suya düşen AKP ise çözüm süreci ve başkanlık sisteminde güvenli bir yol izlemek adına 1 Kasım sonrası MHP'yi içeriden karıştırma politikası uygulamaya başlamıştır. Bugün MHP'yi hedef tahtasına koyan yayın organları da bu plana çanak tutmaktadır. 

Unutmamak gerekir ki; ülkenin geleceğini MHP, MHP'nin geleceğini ise ülkücü irade tayin eder. MHP'nin yüzde 12 oy almış olması onun doğruları söylemekten geri duracağı anlamına gelmez. Ya da yüzde 12 oy almış olması onun yanlışları savunduğunu göstermez. Bugün MHP üzerinde oynanan oyunun sebebi Türk milliyetçiliğini ayaklar altına almaktan daha öte bir anlam taşımaktadır. O da Türkiye'nin Türk milliyetçilerinden arındırılmak istenmesidir. Bu da Türkiye'nin daha büyük felaketlere gebe olduğunu göstermektedir. 

Bugün MHP üzerinde oynanan kirli oyun Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefeyi de tehdit anlamı taşımaktadır. Bu tehdide öyle yada böyle hizmet eden kim varsa bölünmüş Türkiye'den yana tavır koyuyor demektir.

Siyasi hayatı 46 yılı bulan, fikir hareketi Cumhuriyetin temellerine dayanan ve şuurunu 5000 yıl öncesinden alan Türk milliyetçileri de MHP ve Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunları bozma konusunda yeterli tecrübeye sahiptir.

Makaleyi Hemen Yorumla