ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
FRANSA'DAKİ TERÖR SALDIRISI DÜNYA'YA NEYİ GÖSTERİYOR? / İsmail Özdemir 466 okunma - 16 Kasım 2015

Küresel boyuta ulaşan terör sorununun ne derecede önemli ve vahim bir boyuta ulaştığı Fransa'da geride bıraktığımız hafta sonu gerçekleşen son derece büyük ve bir o kadar da organize olan terör saldırısıyla görülmüş oldu.

Fransa bu saldırıyla beraber 1 yıl içerisinde ikinci kez başkentinde vuruldu!

Şüphesiz ki son saldırının sonuçları büyük olacaktır.

Ancak aynı anda Paris'te 7 farklı noktanın vurulabilmiş olması ve eylemlerde hem bombalama, hem silahlı saldırı hem de rehin alma gibi farklı saldırı girişimlerinin bir arada yapılmış olması, bu saldırının son derece organize olduğunu göstermekle birlikte bir bakıma profesyonel (!) olduğu sonucunu da doğuruyor.

Neticede 128 kişinin hayatını kaybedip, 180 kişininse yaralandığı bu eylem, Avrupa'nın uzunca bir süredir gördüğü en geniş çaplı ve kanlı saldırı oldu.

Son bir ayda Ankara'da 102, Mısır'da düşen Rus uçağında 224, Lübnan'da 43 ve Fransa'da 128 kişinin terör saldırıları sonucunda hayatını kaybettiği dikkate alındığında küresel terörizmin ne derecede geniş bir alana yayıldığı gerçeği karşımıza çıkıyor.

Suriye'de yaşanılan krizin boyutu derinleştikçe, bundan etkilenen sadece Ortadoğu değil, Kuzey Afrika ve hatta Avrupa olduğu gelinen noktada her yönüyle dünya kamuoyunun karşısında duruyor.

Mevcut küresel sistem ve sorunlar yumağı ile beraber, küresel gerginliklerin göstermiş olduğu artış trendine bakıldığında Fransa'nın başkenti Paris'te gerçekleşen saldırının son olmadığını, olmayacağını söylemek gerekir.

* * *

Zira yaklaşık olarak 60 milyon kişinin mülteci konumuna ulaştığı ve şiddetin ulaşamadığı hiçbir ülke neredeyse yok gibiyken ve "sarsılan küresel düzenin yeni denge bulma çabası artmışken" hangi önlemler alınırsa alınsın, neticede bu türden saldırıların devamının gelmesi muhtemeldir.

Fakat bir sonraki hedefin neresi yada nereler olacağını tam anlamıyla tespit etmek zordur.

Avrupa bu manada baştan sona diken üstündedir.

Dün Paris'i hedef alan eylemlerin, yarın Berlin'i, Londra'yı, Atina'yı yada Moskova'yı hedef almayacağını kimse garanti edemez.

Hele bu derecede yoğun bir göçmen ve mülteci dalgası yaşanıyorken, kimin masum, kimin potansiyel saldırgan olduğu ayırt edilemez bir durumdadır.

Nitekim Avrupa'da bu sorunu çözebilmek için uğraş vermekte, kendisine çıkış yolları aramaktadır.

Hemen burada, Avrupa'nın elindeki planı hatırlatmakta fayda vardır. Zira Avrupa bu krizden çıkış yolu için gözünü Türkiye'ye dikmiş ve kendi bünyesinde bulunan mültecileri alması için Türkiye'ye olabildiğince baskı yapma çabasını hızlandırmıştır.

Bu doğrultuda Avrupa, 2013 yılında imzalanan Geri Kabul Anlaşması hükümlerinin Türkiye tarafından yerine getirilmesini arzu etmekte, önümüzdeki döneme dair önceliği arasında bu meseleyi kendisi adına ilk sırada görmektedir.

Almanya Başbakanı Merkel'in 18 Ekim'de Türkiye'ye yaptığı ziyaretin esası da işte bu meseleydi.

Şuana kadar görünen ve konuşulanlara bakılırsa, AKP de Avrupa'nın güvenliğini, Türkiye'nin güvenliğini riske atmak pahasına kabul ettiği izlenimini verdiğini söylemek gerekir.

* * *

Diğer taraftan sorunun ana kaynağı olarak görülen Suriye'de yaşanılan krizin aşılması halinde, küresel terörizme dayalı tehditlerin ortadan kalkacağı görüşü genel olarak dillendiriliyor.

Oysa Suriye'nin büyük fotoğrafın sadece belirli bir bölümünü kapsadığı gerçeği ise ya göz ardı ediliyor, yada dikkatlerden kaçırılıyor.

Aslında ne demek istediğimiz, dünyanın mevcut haldeki ülkeler arası gerginlik haritasını dikkate aldığınızda ortaya çıkıyor. 

Bugün dünya genelinde sorunlu olan başı çeken bölgeler şöyle: Kuzey Buz Denizi, Baltık Ülkeleri, Ukrayna, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya, Kuzey Afrika (Libya, Mısır, Tunus), Güney Doğu Afrika (Somali, Etiyopya, Sudan), Doğu Akdeniz, Ortadoğu (Suriye, Irak, Yemen), Hazar Havzası, Orta ve Doğu Asya, Çin Denizi (Pasifik Okyanusu).

İşte bu derecede geniş bir alanda çatışmalar ve riski son derecede büyük olan gerginlikler olduğu için meseleye doğru bir perspektiften bakmak gerekir.

Bu nedenle küresel çaptaki terör dalgasına birde ülkeler arası hesaplaşma ve güç mücadelesini eklediğinizde 3. Dünya Savaşına giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini şüpheye mahal bırakmayacak şekilde görmüş oluyorsunuz.

Dünyanın pek çok kesimi farkında olmasa da bugün küresel sistemin yaşadığı böylesine büyük sıkıntının en temel sebebi; yine küresel sistem içerisinde geçmiş koşullara göre kaybolduğu gözlemlenen güç dengesi meselesi ve bu sistemin kutup başı olarak tabir edilen ülkelerine karşın diğer ülke ve bölgelerden yükselen itiraz sesleridir. 

* * *

Dolayısıyla dünya siyasi tarihinin son 100 yılda tecrübe ettiği ve günümüze kadar ulaşan sistem dikkate alındığında: Nasıl ki 1. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan küresel sistem beraberinde getirdiği itirazlarla 2. Dünya Savaşı'nı, 1945 sonrasındaki gelişmelerde bugünlere kadar ulaşan son küresel sistem koşullarını doğurduysa, şimdi de hemen her çevrede yeni bir sitem arayışının beklentisi var.

İşte bu nedenle süresinin ne kadar olacağı belli olmayan yeni bir gerginlikler dönemine dünya girmiş durumda.

Böylesi bir konjonktürde terörün kendisini göstermesi ve eylem sayısı ile beraber şiddet seviyesini, saha alanını genişletmesi sorunu herkesin, her ülkenin ve kıtanın aslında hem "ortak sorunudur", hem de bir başka bakış açısına göre "ortak silahı" haline gelmiştir.

Türkiye bu şartları doğru okumalıdır.

Stratejik önem arz eden enerji ve her alanda (kara, deniz, hava) savunma başta olmak üzere kendi kendisine yetebilecek ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir seviyeye çıkmalı, içerisinde bulunduğu ittifaklara kendi milli menfaatleri ölçüsünde yaklaşmalıdır.

Bir başka deyişle başkasını rahat ettirebilmek için kendi dengesini bozabilecek, bir başkası için kendisini ateşe atacak kararlardan kaçınmalıdır.

Dünyada dengeler yeniden belirlenirken, tarihi, kültürel, siyasi ve jeopolitik açıdan Anadolu'ya sığmayacak kadar büyük ve güçlü olduğunu da unutmamalıdır.

Bunun içinse olayları Ankara'dan okuyup, değerlendirip, uygulama yeteneğine sahip olmalıdır.

Makaleyi Hemen Yorumla