ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
MHP'SİZ TÜRKİYE / Kadir Yıldız 370 okunma - 10 Aralık 2015

1 Kasım seçimlerinin üzerinden tam 40 gün geçti. 

***

40 gündür MHP'ye karşı yürütülen saldırılar bir an olsun kesilmedi. Yandaş, paydaş, dildaş, kafadaş ve görevdaş medya gruplarının, ülkücülerin "ülküdaşlık hukuku" üzerinde çevirmedikleri oyun kalmadı. Maksatları ülkücüleri ayrıştırmak ve bitmiş, tükenmiş bir MHP görüntüsü üzerinden yeni bir oyun kurmaktı.

***

40 gün zarfında MHP'nin başarısız olduğu, değişimin şart olduğu, MHP'nin politikalarının geçerliliğinin kalmadığı vs. gibi söylemler üzerinden yeni bir oluşum meydana getirilmeye çalışıldı.

*** 

Yeni Türkiye'nin kilometre taşları döşenirken Yeni CHP'den ve sözde Türkiyelileşen HDP'den sonra Yeni MHP'nin oluşturulması için tüm medya seferber oldu.

***

Yeni MHP için ise ilkelerinden ve ülkülerinden kopmuş bir MHP'nin oluşmasını sağlamak yeterliydi. "Başarısızlık" söylemini MHP'nin aldığı oy oranı üzerinden, telafisini ise değişimden yana görüyorlardı. Tabii ki değişimden kasıt "gelişim" değildi…

***

MHP'nin izlediği siyasetin karşılık bulmadığı ve bu siyasetin değişmesi gerektiği 40 gün medya tarafından pompalandı. Değişmesi istenilen MHP'nin başına ise 47 yıllık maziden uzak ve ülkücü tavırdan bihaber isimlerin geçmesi gerekiyordu. 

***

Medya "yeni yüz" imajına başladı… 

***

MHP'ye 1 Kasım öncesi pinti bir tavır takınan medya, 1 Kasım sonrası isyan bayrağı açan isimlerde oldukça cömert davranmaya başladı. Bu isimler üzerinden ise ülkücülerin taraflara ayrılması ve cepheleşmesini sağlamaya çalıştı.

***

Gazete köşeleri MHP'ye kin kusarken, ülkücüler de bu cephede taraf haline getirilmeye çalışıldı.

***

Devlet Bahçeli denildiğinde; "tam bir devlet adamıdır", "Türkiye böyle bir liderin kıymetini bilmiyor", "çok mütevazı bir yaşantısı var", "tam bir beyefendi" gibi övgü dolu sözler sıralayan medya bir anda Devlet Bahçeli'yi öcüleştirmeye çalıştı. MHP liderine karşı başlatılan değersizleştirme girişimlerinin arka planında ise ülkücüleri değersiz kılma ve "ülkücülük artık pirim yapmıyor" görüşünü hâkim kılma operasyonu yatıyordu.

***

40 gündür "Yeni" ve "değişim" sözleriyle hayata geçirilmek istenilen nihai amaç ise MHP'siz Türkiye'dir.

Bir MHP düşünün ki, başındaki isim 9 ışıktan bihaber olsun. Adalet ve Kalkınma Partisinden diline doladığı 'kalkınma'yı 9 ışığın bir maddesi sansın…

CHP-MHP-HDP aynı çizgide buluşup meclis başkanını seçebilirdi gibi bir anlayışa sahip olabilsin.

Bir MHP düşünün ki, başına geçirilmek istenilen isim "eskiden ülkücüydüm şimdi demokratım" diyebilsin. Aynı kişinin yarın çıkıp "MHP'liyim ama Türk milliyetçiliğini ayaklarımın altına alıyorum" demeyeceğinin garantisi var mı?

***

Bir partinin siyaset yaparken geniş çaplı bir taban oluşturması için geçmişte farklı siyasi yapılarda görev almış ama bugün Türk milliyetçiliği ekseninde buluşabilen siyasetçileri bünyesine katmasından daha doğal bir durum yoktur. Farklı partilerde siyaset yapmış kişilerin MHP'de siyaset yapamayacağı gibi bir anlayış da olamaz. Ama bu, o kişinin MHP'nin liderliğini de üstlenebileceği anlamına gelmez. 

Çünkü; eğri ok, doğru yol almaz!

***

Ülkücü hareket kendisine liderlik yapan veya yapacak kişiden, ülkücülüğün çilesine talip olmuş, 47 yılın sorumluluğunu taşıyabilecek ve MHP'nin ilkelerini geçmişten alıp geleceğe taşıyabilecek biri olmasını ister. Bu değerleri kendisinde toplayamamış bir kişiden de MHP'ye lider olmaz. Olursa zaten MHP, MHP olmaz. 

***

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin 8 Aralık tarihinde partisinin grup toplantısında yapmış olduğu konuşmada da belirttiği gibi; "MHP'siz siyaset Türk'süz vatan demektir. MHP'siz siyaset vatansız Türk demektir. MHP'siz siyaset Balkanlaşmış ülke, batmış Türkiye demektir. MHP'siz siyaset Türkiye Cumhuriyeti'nin kefenlenmesi, Türk tarihinin sökülüp atılması demektir."

***

MHP'yi özünden koparmak isteyen, 47 yıllık mazisini silmeye çalışanlara pirim vererek ve ülkücü olmadığını söyleyip ülkücülere liderlik yapmaya kalkanlara karşı ülkücülerin tek cephesi olmalıdır. Bu cephe de MHP ve onun liderinin yanıdır. Bu lider dün Başbuğ Alparslan Türkeş'ti, bugün ise Devlet Bahçeli'dir!

Başka bir cephede lider arayışına girmek ülküdaşlık hukukunu zedeler, ülkücüleri başkalarının emellerindeki maşa haline getirir. 

Onun için dün olduğu gibi bugün de ülkücüler uyanık olmak ve birbirlerine kenetlenmek zorundadırlar.

Makaleyi Hemen Yorumla