ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
CUMHURUN BAŞI / Kadir Yıldız 453 okunma - 25 Aralık 2015

Okurken sıkılmayacak, dönüp tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz…

***

17-25 Aralık "Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Haftası"nın son günündeyiz…

Bu açıdan örnek alınması gereken bir Cumhurbaşkanı'nın ibretlik hayat hikâyesinden bir kaç kesit sunacağım…

***

Arkanıza yaslanın ve derin bir nefes alın…

***

İyi bir öğretmen, tam bir halk adamı ve idealist bir liderdi…

***

Halkın ekonomik standardı ne ise onunki de en fazla o kadardı…

***

Cumhurbaşkanlığı döneminde sadece üç takım elbisesi vardı. Fazlasında gözü yoktu, israf olarak görürdü. Vefatına kadar da üç takımla yetindi…

***

Yatları, katları ve rezidansları olmadı. 

"Nereden piyango bir arazi bulsam da villalar yaptırıp satsam" diye düşünmedi.

***

Öğretmenlikten elde ettiği gelirin büyük bir çoğunluğunu ihtiyaç sahibi öğrencileriyle paylaşırdı.  

***

1957-62 yılları arası Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştığı dönemde öğrencilerini evlenmeye teşvik eder ve Türk milletinin çoğalmasının gerektiğini söylerdi. Yine böyle bir nasihatinde öğrencilerinde biri "ev yok eşik yok nasıl ve neye güvenip evlenelim müellim" dedi. 

O mümtaz insan da cebinden evinin anahtarını çıkarıp öğrencisine verdi.

"Artık bir evin var" dedi.

***

1963-64 yıllarında Mısır'da tercümanlık yaptığı dönemde aldığı maaşının büyük bir bölümünü ihtiyacı olan Mısırlı öğrencilere dağıtırdı. Öğrencileri onun bu davranışı karşısında "Azerbaycan, Azerbaycan!" diye slogan atmaya başlarlardı.

***

Sovyet sabotajlarının yoğun olduğu ve halkın ekmek bulmakta sıkıntı çektiği bir dönemde gece tek başına sokağa çıkar ekmek fabrikalarına sabotaj yapılıp yapılmadığını denetlerdi. Halkın kursağından geçecek lokma, onun kursağından geçecek lokmadan daha önemliydi…

***

Ermenistan ile savaşın yoğun yaşandığı dönemlerde cephe bölgesine gider, eline dürbün alıp cephe hattını izlemektense askerlerin yanında yer alarak cephe hattından içeri sızarak keşif yapardı…

***

Cumhurbaşkanlığı görevini bitirip köyü olan Keleki'de yaşamaya başladığı zamanlarda dostları destek olmak için ona yardım gönderirlerdi. Borcu vardı ama O, gelen yardımların hepsini köyün ihtiyaç sahiplerine dağıtmayı tercih ederdi…

***

Cumhurbaşkanı olduğu dönemde kızı Çilenay ayakkabılarının eskidiğini ve okula gitmekte sıkıntı çektiğini ifade ederek babasından ona ayakkabı almasını istedi. Bu mümtaz şahsiyet ise "Kızım üç gün daha sabret maaşımı aldığım zaman sana ayakkabı alacağım" diyerek karşılık verdi.

***

Bir kış günüde aracıyla evine dönerken yolda bir dilenci gördü. Dilenci hem yaşlı hem de gözleri görmeyen bir kadındı. Şoförü Halil'e dönerek yaşlı kadını da almasını istedi. Şoför sert bir frenle aracı durdurup dilenciye onu evine götürmek istediğini söyledi. O günden sonra şoförüne yaşlı kadının ihtiyacının düzenli olarak karşılanmasını, kendisine bu hususta her hafta rapor verilmesini ve yardım edenin kendisi olduğunun bilinmemesini istedi. Her hafta düzenli olarak yiyecek temin edildi ve ihtiyacı karşılandı. Dilenci yaşlı kadın da her seferinde hayır dua vermeyi esirgemedi. Gün olup vefat ettiğinde ise şoför Halil dilenci kadına helva götürdü. Yaşlı kadın helvadan bir kaşık aldıktan sonra gözleri doldu. "Kimdi ne olur söyle" dedi? O gün radyolar o mümtaz şahsiyetin vefatından haber verene kadar yaşlı kadının kendisine yardım eden kişiden haberi olmadı…

***

O kadar halktan birsiydi ki hayata veda ettiğinde en yakın dostlarına borcu vardı. Borcunun büyük bir kısmını ise MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli karşılamıştı…

***

Türk Dünyasının beyi Ebulfez Elçibey…

***

Haram ile helalin birbirine karıştığı bir dönemde birilerinin ayakkabı kutularına istif ettiği milyon dolarları göz önüne aldığınızda, ayakkabı almak için maaşını alacağı günü bekleyen liderlerin de tarihte var olduğunu unutmamak gerek…

***

25 Aralık'ın yıldönümünde Elçibey'in devlet ve dava adamlığından ders çıkarması gerekenler umarım üzerlerine düşen dersi alırlar…

Makaleyi Hemen Yorumla