ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BÖLÜCÜLÜK VE TERÖRÜN BU HALE GELECEĞİ BELLİYDİ / İsmail Özdemir 486 okunma - 28 Aralık 2015

1 Kasım sabah saatlerinden itibaren sandık başına gidenlerin yarıya yakını korku, endişe ve kaygılıydı.

Borçlu olmayanın neredeyse olmadığı ülkede, patlayan bombalar, yükselen terör, ne olacağı belli olmayan hadiseler korku, kaygı ve kaos iklimini körüklerken ortaya bir söylem atılmıştı.

İstikrar...

"İstikşafi" sözünden sonra işlenilmeye başlandı...

Bir nevi belirsizlikten yada bilinmeyenden sonra hiç değilse akıllara tanıdık gelen bir sözdü bu.

"Koalisyon hükümeti istikşafi demek, AKP istikrar demek" tanımı öyle yada böyle zihinlere yerleştirildi.

Oysa 13 yılın sonunda ülkeye verebileceği birşey kalmadığı belli olan, 13 yılın mimarı dolayısıyla milletin borcunun, sıkıntısının, fakirliğinin, ülkenin problemlerinin baş sorumlusu AKP olduğu halde "istikşafi" nedir bilmeyen millet "heç deyilse bunu biliyoruz (!)" kabilinden davrandı.

Sonuç ortada, bunu da şimdi hepimiz biliyoruz.

Korku iklimi galip galdi, garanticiliği seven milletimiz var olanı görmek yerine, pembe tabloyla sunulana inanmayı tercih etti.

1 Kasım seçimlerinin sonucu üzerine çok düşündüm ve hep beraber çok düşündük.

Jet Fadıl adıyla nam salmış bir dolandırıcının durumu ortadayken, her defasında bu milleti yeniden dolandırmayı başarması gerçeği karşımıza çıkmışken herhalde cevaplar da bulunmuş oluyor.

Biz millet olarak aklımıza, gördüğümüze ve duyduğumuza değil, bunları kullanarak bize umut satanlara hiçbir ölçü, koşul, kural, şart olmaksızın inanıyoruz!

Felaketimiz de işte bu yanımızdan geliyor...

* * *

58 günlük kısa dönem geçmesine rağmen, 1 Kasım'dan bu yana ülkede iyiye giden hiçbir şey yok!

Olmadığı gibi umut veren de birşey bulunmuyor.

Yanlış olan doğruya dönmediği gibi kötü daha da kötü oldu.

Dış politikamız acınası halde...

Çevremizde dostumuz diyebileceğimiz, beraber iş ve ticaret yapıp hem onu hem de kendimizi kalkındıracağımız neredeyse hiç bir komşumuz kalmadı.

Buna bağlı olarak ekonomideki sorun devam ediyor.

İçerideki huzur iklimi tümüyle kaybolmaya başladı.

Doğu ve Güney Doğu'da adı henüz tam olarak konulmamış büyük bir problem var.

Vatandaşlar evlerini, memleketlerini yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyasıyla zar zor terk ediyor.

PKK'lı teröristler bırakın dağı bayırı, artık şehir merkezlerinin orta yerine kadar gelebilmiş durumdalar.

Hastaneler, okullar, camiler aynı teröristlerin açık hedefi haline gelmiş durumda.

Olaylar ne zaman durur, teröristler ne zaman şehir merkezlerinden temizlenir belli değil!

Doğu ve Güney Doğu'yu geçtik, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde dahi yüzü  maskeli, elinde otomatik tüfekler olan teröristleri görmeye başladık.

Tıpkı Doğu'da yaptıkları gibi burada da yol kesip kimlik kontrolü yapma cüretini kendilerinde buluyorlar!

Dağlıca'da bulunan bir köy yolunu bırakın, İstanbul'un göbeğinde yola el yapımı patlayıcı döşemeye kadar meseleyi götürmüş durumdalar.

* * *

2013 yılından bu yana "çözüm, barış, kardeşlik, analar ağlamayacak, terör bitecek" zırvalamaları çokça işitilmiş, PKK'lılarla empati yapmak gerektiğini, onların yerinde olunsa dağa herkesin çıkacağını, suçlu ve sorumlunun devlet olduğu (!), terörist başının aslında iyi bir adam olduğu rezillikleri ve kepazelikleri konuşuldu durdu.

Şimdi işin içinden çıkabilen yok!

MHP "PKK'yı güçlendirirsiniz, terör daha da hortlar, eli kanlı katiller dağlardan şehirlere iner, katliamlar çoğalır, şehitler kervanı büyür, ülke ateş çemberine döner" uyarılarını yaptığında, suçlarını gizleyebilmek adına bu uyarıları dikkate almayanlar bugün başlarını duvarlara ne kadar vursa azdır!

Niyet bozuk ve hayır olmayınca, akıbette hayır olmuyor!

PKK ve terörist başı ile girişilen sözde çözüm sürecinin özü ve özeti işte budur.

Meselenin aslında AKP-PKK arasında süren bir pazarlık vardı ve bu pazarlık "ver başkanlığı al özerkliği" şeklinde tanımlanmıştı.

Şimdi yaşadıklarımız PKK'nın tahsilat sürecinden ibare!

Terörist başı İmralı'dan "Süreç başarısız olursa 50 bin kişi ile halk savaşı başlatacağız" dediğinde duymazdan gelenler bugün hala aynı bebek katili devreye girsin, süreç yeniden başlasın muhasebesi yapıyorsa iktidarın hükmü kaybolmuş demektir.

HDP'nin özerklik türü lafları sıklaştırmaları zamanlama ve netice itibarıyla tesadüf değildir.

Nihayetinde HDP'yi MİT, yani AKP ile beraber kurduklarını söyleyen terörist başı herhalde "güzel proje" derken bugünleri görüştüklerini de ima etmişti...

Ey milletim!

Senin anlayacağın dilden söylersek;

İşte bunlar hep istikşafi!..

Makaleyi Hemen Yorumla