ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
SÜRGÜN / Gökçenay Saka 1463 okunma - 20 Ocak 2016

Gönül ülkesinin, sade vatandaşının, hükümsüz kılınabileceği bir kimliğe sahibim.

Beni ben yapan nedenler, kimliğimin ’15 yaşından itibaren fotoğraf yapıştırılabilir’ çerçevesinde bulunmayan fotoğraftaki kırışıklıklar kadar fazladır. Her bir çizgi gönül ülkemin sürgünün resmidir.

Lakin göremezsin!

***

O çizgiler ki, 15’ini geçmiş 20 yaşa yakın birinin fotoğrafının eklenmesiyle toprağa düşmesinin ifadesidir.

Ey gönül ülkesi, kanım damarlarımdan taşarken doğu görevine batı kalarak düştüm toprağına.

Süregelen hayatlara inat topraklaştım. Gözlerim göklerde yer edinmeye çalışırken, ben sırtımı toprağa yasladım.

‘O’ndan geldik O’na döneceğiz’ dercesine…

Beklenti hayatları, saplantı düşüncelere bıraktım.

Yapbozumun parçası hala bir eksik…

Tamamlayamadım, tamamlanmıyor kimliksiz kalışıma işaret olarak o parça hep eksik.

Şairin dediği gibi ‘ Eksiklik kendi özümde’

Kendi kendini tüketen yalnızlıkta, ağaçlara bez bağlarcasına ve ulu kam’ın davuluna vurucasına uzaklaştım, sırtımı dayadığım topraktan bedenimi ayırdım.

Kendi kendime sorularımı usulca haykırdım.

Çare mi oldu dersin?

Bilemezsin!

***

Heyhat!

Göğün kilidini göster deseler ne sunacaksın onlara, gösterebilir misin?

Anahtar sende(!), oysa ki tüm kilitler gökte… Uzattığın an anahtarın, boşlukla münakaşada.

Arayanın mı, arananın mı manasızlığında nikotin çekiyorsun ciğerlerine.

Bir nefeslik ömrüne binlerce nikotin sığdırıyorsun…

Yüreğinin ortasına gerçekleşmesini dünyaya değişeceğin o düşünce oturuyor.

Bir Kağan’ın emrinde, otağından ve yârinden ayrılıp kılıcını Tanrı Dağı için kınından çıkarma niyetindesin.

Hayali bile güzel deyip tamamlayamadığın o yapbozdaki parçanın bir özlemden ötesi olmayacağı teyit ediyorsun!

O eksik parçanın kainattan daha öte alemlere ait hayallerin, isteklerin, beklentilerin, olurların ve olmazların hepsini sığdırmış olarak buluyorsun kendini yine kendinde..

Ve yenisini ekliyorsun,

2200 yıl öncesine senin Kağan’ın Metehan devrine, Amu Derya ve Siri Derya arasında Maveraünnehir’de doludizgin at binip nefes aldığını hissediyorsun.

Sonra mı?

Atalarının hayat buldukları Orta Asya bozkırında iken sürgün ülkenin kimlik arayışından ziyade gözlerini göğe, sırtını toprağa yaslıyorsun.

‘O’ndan geldik, O’na döneceğiz’ dercesine…

 

 

Makaleyi Hemen Yorumla