ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BEYAZIT ÖZTÜRK'TE KENDİNİ GÖRENLER / Bahadır Çoban 423 okunma - 13 Ocak 2016

Kendisine öğretmen süsü veren, sonrasında öğretmen olmadığı Milli Eğitim Bakanlığı’nca tescillenen Ayşe Çelik isimli vatandaş Kanal D ekranlarında yayınlanan Beyaz Show isimli programa telefonla bağlanıyor.

Diyor ki:

“Ülkenin doğusunda yaşananların farkında mısınız? Burada yaşananlar ekranlarda çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.”

Bu sözler programın sunucusu Beyazıt Öztürk tarafından salondaki seyircilere alkışlatıldı. Kıyamet de ondan sonra koptu.

AKP himayesindeki medya Beyazıt Öztürk’ün nasıl bir vatan haini olduğunu günlerdir anlata anlata bitiremiyor. Sonunda yargı da konuya müdahil oldu ve Beyazıt Öztürk’e terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan soruşturma başlatıldı.

Ayşe Çelik’in canlı yayında sarf ettiği sözler terör örgütüne propaganda amacı taşıyorsa ki doğrudur;  sözün sahibi Ayşe Çelik’ten ve onu alkışlatan Beyazıt Öztürk’ten önce cümle AKP’lilerin yargı karşısına çıkarılması hakkaniyet ölçüsü, adaletin tecellisi olacaktır. Çünkü PKK’nın yaşam koçu, kanaat önderi, zımni ve aleni destekçisi olan en büyük siyasi oluşum AKP isimli şebekedir.

Ayşe Çelik’in kullandığı “Analar ağlamasın” cümlesinin patenti ve telif hakkıysa Recep Tayyip Erdoğan’a ve onun güdümündeki AKP’li siyasi figürlere aittir. 14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP’liler PKK ile eşgüdüm halinde yürüttükleri Çözüm ihanetine karşı Türk milletinin tepkisini kısmak için “Analar ağlamasın” martavalıyla hepimizi uyutmadı mı?

Haber ilgimi çekince sosyal medya üzerindeki tepkileri yakından takip edebilmek için birçok haber sitesinin yorumlarını inceledim. AKP’lilerde Beyazıt Öztürk’e karşı müthiş bir kin, müthiş bir sinir patlaması vardı.

Güvenlik kuvvetlerimizin PKK’ya düzenlediği operasyonları insaniyet ambalajına gizlenen ve gerçekle bağdaşmayan ifadelerle eleştirenlere karşı vatandaşlarımızın tepki göstermesi ne kadar hoşuma gitse de bir durumu yadırgıyorum.

Evet, Ayşe Çelik isimli vatandaş açıkça “Devlet çocukları öldürüyor” diyemeyeceği için “Burada yaşananlar çok farklı aktarılıyor” ifadesinin arkasına saklanarak PKK’nın propagandacılığına soyunmuş; polis çocuğu olan Beyazıt Öztürk de anlık bir gafletle bu oyuna düşmüştür.

Fakat bugün canlı yayın kazasına maruz kalan Beyazıt Öztürk’ü yerden yere vuranlar, ona hainlik atfedenler terör örgütüyle her türlü kirli ilişkiye bulaşmış bir siyasi partiyi daha iki ay önce yeniden iktidara taşıyanlar değil miydi?

Beyazıt Öztürk’e terör örgütü propagandasını yapmaktan soruşturma açılıyorsa, “Kürdistan’a selam olsun” diyen Recep Tayyip Erdoğan’a ne yapacağız; ey AKP’ye oy veren vatandaş?

 “PYD(PKK) bizim için meşrudur” diyen Ahmet Davutoğlu’na ne diyeceğiz?

 “Öcalan Kürtlerin önderidir” “Öcalan’ın düşünceleri bizim de düşüncemiz” diyen Beşir Atalay’ı…

 “Öcalan'ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Mesajları sürecin geleceğini düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.” diyen Yalçın Akdoğan’ı…

"Sayın Öcalan demek, PKK'nın kendine ait bayrağını elinde taşımak, Öcalan'ın posterini taşımak suç olmaktan çıktı. Türkiye'nin sitemi böyle olmalıdır. Eyaletler ve demokratik özerklikler olmalı demek bunların hiçbirisi suç değil, geçmişte bu suçlamalarla cezaevinde yatanların hepsi çıktı. Artık bundan dolayı dava açılmıyor" diyen Bülent Arınç’ı…

Öcalan'ın durduğu yer, Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer” diyen Mehmet Metiner’i…

“Abdullah Öcalan Ortadoğu'da Türkiye'nin önünü açıyor” diyen Yiğit Bulut’u…

Ve isimlerini saymakla bitiremeyeceğimiz, AKP yandaşı ve PKK-Öcalan övücüsü olan medya patronu, yazar, televizyoncu taifesini nereye koyacağız?

Hani sen; HDP’yi besleyip büyüten, PKK’nın şehirlerimize bomba yığınağı yapmasına göz yuman, askere ve polise operasyon yasağı koyan, Öcalan’ı ve PKK’yı öve öve bitiremeyenleri oylarınla iktidara getirdiğin halde Beyazıt Öztürk’e öfke kusabiliyor, onu vatana ihanetle suçlayarak kendinle çelişiyorsun ya…

Ruh bilimi senin bu çelişkili halini “Kişi kendisindeki olumsuz, çirkin, hatalı istek ve tutumları görmez, başkalarına yakıştırır.” tanımlamasını yaptığı “Yansıtma” isimli savunma mekanizmasıyla açıklıyor.

Aslında senin bu öfkene, tepkine ve kızgınlığına yine sen, amelinle çelişen eylemlerin sebep oluyor. Kendinle vicdan muhasebesi yapmadan Beyazıt Öztürk’e kin kusman ise 14 yıllık ayıbını gizlemeye çalışmandan kaynaklanıyor.

Beyazıt Öztürk’e bakarak kendini görürken, kendinde aramadığın suçu başkalarına atfederken bir de beni düşün.

Adı hırsızlıkla, yolsuzlukla, PKK ile bir anılan AKP’yi her seçimde iktidara getirmenden dolayı sana neler hissettiğimi belki bu şekilde tahayyül edebilirsin.

Makaleyi Hemen Yorumla