ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
İsrail ile anlaşma uğruna kıbrıs kurban mı edilecek? / İsmail Özdemir 594 okunma - 18 Ocak 2016

Aslında herşey İsrail Başbakanı Natenyahu'nun, Rus uçağının düşürülmeden 4 gün önce yaptığı "Akdeniz'de bulunan doğalgaz rezervleriyle ilgili Türkiye ile işbirliği olanaklarını araştırma imkanı var" değerlendirmesiyle kendisini gösterdi.

Rusya ile 24 Kasım günü yaşanılan uçak krizi Türkiye ve İsrail arasında perde gerisinde olan ilişkinin görünür hale gelmesinde büyük rol oynadı.

Çorap söküğü misali ardından görüşmelerin sürdüğü ve iki ülke arasında normalleşme olarak tabir edilen yeni bir döneme girileceği meselesi sıklıkla konuşuldu.

Erdoğan'ın Suudi Arabistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı değerlendirmede, İsrail ile yakınlaşmanın gerekçesini anlatırken söylediği "İsrail bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail'e ihtiyacımız olduğunu kabul etmemiz lazım." sözleri dikkat çekmişti.

Erdoğan gibi siyasi propagandasını bu zamana kadar ağırlıklı olarak İsrail karşıtlığı üzerine bina etmiş bir ismin şimdi bu açıklamaları yapıyor oluşu yoğun seçim takviminin geride kalmış olmasıyla beraber açıklanabileceği gibi daha çok iki ülkenin yakınlaşmasının ne gibi büyük menfaatlerinin olduğu sorusuyla da ilgilidir.

Erdoğan'dan önce konuşan AKP sözcüsü Ömer Çelik'in "İsrail bizim dostumuzdur" ifadesi itiraf ve gizlenen gerçeğin AKP tarafından ifşası olmaktan öte anlam taşıdığı da açıktır.

Dolayısıyla "Türkiye'nin İsrail ile normalleşmedeki çıkarları ne olabilir?" sorusu şimdiki atmosferde önem taşıyan bir sorudur.

Elbette bu kadar da değil...

* * *

Erdoğan'ın açıklamasını göz önünde bulundurursak şu soruları sormak, önümüzdeki sürecin kodlarını okumak için gerekli hale geliyor: İsrail'i Türkiye'ye muhtaç bırakan nedir ve Türkiye neden dün değil de bugün İsrail'e ihtiyaç duyuyor? 

Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye denkleminde Türkiye'nin elinin birden bire zayıflaması neden aynı ivmeyle İsrail ile yakınlaşmayı beraberinde getirdi? 

Erdoğan'ın "İsrail'e ihtiyacımız var" ifadesini, "Suudi Arabistan ile Stratejik İşbirliği" kurulmasının kararlaştırıldığı seyahatinin dönüşünde söylemesinin bir önemi var mı?

Şüphesiz ki ortada bulunan konu çok boyutludur.

Yani İsrail ile Türkiye'nin yakınlaşması meselesinin AKP nazarında tek bir nedeni yoktur, aksine askeri, ekonomik ve siyasi gerekçeleri vardır. 

Bu nedenler doğru tahlil edilmeden atılması hesap edilen adımların nerelere çıkacağı da doğru biçimde anlaşılmış olamaz.

O yüzden ayrı ayrı ele almak gerekirse:

1-Askeri: İsrail'in, Yunanistan ve GKRK ile geride kalan yıllarda yaptığı ortak askeri tatbikatlarda, Rusya'ya üretimi S-300 hava savunma sisteminin çalışma usulünü, bu sistemin zayıf yönlerini test etme fırsatı yakalamış olması ve bu bilgileri Türkiye ile paylaşma durumu. (Böylece Rusya'nın uçak krizi sonrasında Suriye, Ermenistan ve İran'a gönderdiği/göndereceği füze savunma sistemi hakkında bilgi sahibi olmak)

2-Siyasi: İran'ın üzerindeki ambargonun kalkmasıyla beraber bölgede daha güçlü hale gelmesinin yaratacağı sonuç karşısında ortak çıkarları savunmak. Suriye'nin geleceği şekillenirken güvenlik kaygılarını ortak bir anlayış çerçevesinde şekillendirmek.

3-Ekonomik: İsrail ve Türkiye arasında, Akdeniz'den geçirilerek kurulacak doğalgaz boru hattı ile Türkiye'nin Rusya'ya olan bağımlılığını düşürmek, İsrail'i enerji yoluyla Avrupa'ya bağlamak. Ayrıca S.Arabistan ve Katar gazını da bu hatta Ürdün üzerinden ilave ederek hem Türkiye'nin hem de İsrail'in önemli enerji üsleri haline gelmesini sağlamak. 

* * *

Hali hazırda ihtiyaç değerlendirmesi yapıldığında ilk durumda karşımıza çıkan konular bunlardır.

Diğer bir bakış açısıyla Rusya ile yaşanan krizin etkisinin ne olduğu sorusuna aranan cevap yine bu alanlarda kendisini göstermektedir.

Ancak unutulmasın ki batının geçmişten bu yana Türkiye'ye karşı kullandığı 3 şımarık çocuğu vardır. Bu çocuklardan birisi de İsrail'dir. Tüm bu yakınlaşma çabaları karşısında İsrail'in ne derecede ıslah olduğu yada olabileceği belli değildir!

İki ülke açısından ortak çıkarlar var olsa da İsrail'in kazancının İsrail'i terbiye mi edeceği yada daha çok yoldan mı çıkaracağı tartışmalıdır!

En önemlisi ve sürekli göz ardı edilen mesele ise Türkiye ve İsrail'in işbirliğini artırma çabalarında Kıbrıs'ın taşıdığı önemdir.

Ne yazık ki Kıbrıs'ın bu ilişki karşılığında Rumlara bırakılmasında, adada Rumların her yönden inisiyatifi ele almasında AKP bir sakınca görmemekte ki, hali hazırda yürütülen ve Annan Planı'ndan dahi daha vahim olan konulara sesini çıkarmamaktadır.

Adadaki Türk nüfusunun düşürülmesi, Türk askerinin adadan çekilmesi, Rumların adayı tek elden yönetme çabaları, Türk tarafının haksız bir şekilde ağır tazminat yüküne girmesi konuları karşısında Türkiye'nin garantörlük vasfını ısrarla kullanmayan AKP, Kıbrıs'taki ağırlığımızın kaybolmasının nelere yol açacağını ya bilmiyor yada eski alışkanlığını sürdürerek umursamazlığını devam ettiriyor.

Şayet durum Erdoğan'ın söylediği gibi "İsrail'in Türkiye'ye muhtaç olduğu" bir değerlendirmeyle tanımlanıyorsa, ABD'de Kıbrıs'ta çözüm için sürekli baskı uyguluyorsa, o vakit Türkiye'nin elinin Kıbrıs konusunda güçlü olması ve kendi tezini karşısındakine kabul ettirmesi daha kolay olmaz mı?

Ne yazık ki Kıbrıs konusunda eli güçlü olan Türkiye tüm bunları göz ardı ediyor...

Makaleyi Hemen Yorumla