ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DÜŞEN PETROL FİYATLARI RUSYA'YI DAHA DA AGRESİF YAPACAK / İsmail Özdemir 500 okunma - 20 Ocak 2016

Uzun süredir Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan Suudi Arabistan'ın, petrol üretimini artırması kararıyla beraber küresel piyasadaki petrol fiyatlarında yüksek bir düşüş trendine şahit oluyor.

Son 12 yılın dibini görerek 30 dolar seviyelerinin altına gerileyen petrolün, Suudi Arabistan'ın petrol üretimiyle ilgili makul bir düzenleme yapmaması halinde daha da aşağıya düşebileceği yorumları yapılıyordu.

Yılın ilk günlerine denk gelen bir zamanlamayla Suudi yönetiminin ülkede akaryakıt fiyatları başta olmak üzere bazı kalemlere yüksek oranda zam yapması ve Şii din adamı Nimr'in idam edilmesi, Riyad yönetiminin petrol üretimini kesmeyeceği izlenimini doğurdu.

Şimdi yapılan yorumlar petrolün varil fiyatının 20 dolar seviyelerine gerileyebileceği yönünde.

Hatta 10 dolarlık seviyeleri dahi telaffuz eden bazı finans kuruluşlarının olması, gelirinin büyük çoğunluğunu petrolden karşılayan ülkelerde kriz riskinin çıkmasını gündeme getiriyor.

Bu ülkelerin başındaysa Rusya geliyor.

Bir yandan Kırım'ı ilhak etmesi sonrasında ABD ve AB'nin kendisine uyguladığı ekonomik ambargo ile uğraşırken, ardından Türkiye hava sahasını ihlal eden uçağının düşürülmesi sonrasında ticaretinin büyük bölümünü Türkiye ile yapmalarına rağmen ekonomik ilişkilerini düşürme kararı alması ve şimdi de petrol fiyatlarının düşüş trendini sürdürmesi…

Tüm bunlar Rusya'yı 2016 için çok daha fazla şekilde zorlayacağa benziyor.

Kaldı ki geride bıraktığımız yıl yaz aylarında P5+1 ülkeleri ile İran'ın nükleer enerji çalışmalarını sınırlandıran bir anlaşma yaparak, bunun karşılığında ambargoların kaldırılması kararını kazanan İran'ın, küresel piyasaya petrol satmaya başlayacak olması da yine petrol fiyatlarındaki düşüş ivmesine katkı sağlayacaktır.

* * *

Rusya'nın böylesi bir durumda nereye kadar dayanabileceği sorusu muallaktır.

Düşen petrol fiyatlarından etkilenen Rusya'da son hafta içerisinde dolar, Moskova borsasında yüzde 2,3 değer kazanarak 77,8 rubleye, Euro ise yüzde 3,2 değer kazanarak 85,3 rubleye çıktı. Rusya 2016 bütçesini, petrolün varil fiyatını 50 dolar olacak tahminiyle oluşturulmuş, petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesiyle Rusya Maliye Bakanlığı bu yılın ilk çeyreğinde bütçeyi revize edeceklerini açıklamıştı.

Petrolün yanı sıra doğalgazdan da ciddi manada gelir elde eden Ruslar, Avrupa'nın kendisine uyguladığı ambargo karşısında rotasını Çin'e çevirmiş, kaybını bu ülkeyle yapacağı ticari ilişkilerden karşılayacağını duyurmuştu.

Ancak aradan geçen zaman Rusya'nın doğalgaz konusunda Avrupa'ya karşı vazgeçilmezliğini kaybetmeye başlayacağını gösteriyor.

TANAP'ın bir yıl içerisinde faaliyete geçecek olması, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinden alacağı gaz ve İsrail ile Türkiye arasında yine doğalgaza dayalı bir anlaşmanın yapılması Rusya'nın sadece ekonomik olarak iflasını değil, bölgesel ve küresel hesaplarının da büyük yara alması anlamına geliyor.

Şüphesiz ki bu gelişmeler Rusya'yı daha agresif bir hale getirecektir.

SSCB döneminin hayalini kuran ve kişilik olarak intikamcı bir yapıda olan Putin'in olan biteni oturduğu yerde sadece seyredeceğini söylemek, geçmiş dönemki politikalarına bakarak mümkün olmuyor.

Petrol fiyatlarını üretimin artması ile beraber düşüremeye gücü yetmeyen, doğalgazda kendisine alternatif rotaların ve kaynakların oluşmasıyla beraber pazar kaybı yaşayacak olan Rusya'nın elinde kalan tek koz hem petrol fiyatlarının artmasına sebep olacak, hem de alternatif doğalgaz rotalarının oluşmasını engellemek olacaktır.

Putin'in başında olduğu yönetim TANAP'ın devre dışı kalarak, Hazar'dan kendisi haricinde Avrupa'ya ulaşacak hattın rafa kalkması için bir süredir Gürcistan üzerindeki hareketliliğini artırdı.

Gürcistan piyasasında hâkim olan Azeri doğalgaz şirketi Soccar'a karşı, Gazprom'un elinin güçlenmesi için Gürcistan yönetimini içeriden ele geçirme hesapları yapıyor fakat şuan için umduğuna ulaşabildiğini söylemek zor.

* * *

Diğer yandan Suriye'ye 30 Eylül 2015'den itibaren yaptığı müdahalenin esasındaysa Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki kaynakların Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasına mani olmak yatıyordu.

Özellikle Mısır, Suudi Arabistan ve Katar menşeli doğalgazın Suriye üzerinden geçerek Kilis'ten Türkiye'ye girmesi ve ardından TANAP'a ilave edilerek Avrupa'ya taşınması tezi ise yine Rusya'nın Suriye'deki faaliyetleri ve yaşanan uçak krizi nedeniyle zora girmişti.

Fakat İsrail ve Türkiye arasında başlayan yakınlaşma bu senaryo içerisinde Suriye'yi by-pass edip Akdeniz üzerinden Mersin'e ulaştırılması haline dönüşmeye başladı.

İşte tüm bunlar olurken soğuk iklimin karakteristik yapısını taşıyan Ruslar, Türkiye ile anlaşma ve ilişkileri yeniden normal seyrine oturtma yolunu seçerler mi? Yada Kırım'ı yeniden Ukrayna'ya bırakma kararı verebilirler mi?

Pek mümkün olmuyor.

Şayet Rusya kendisini ekonomik anlamda rahatlatacak yeni girişmeler yapamaz, yeni pazarlar bulamazsa geriye petrol fiyatlarının yükselmesini, böylelikle elinin rahatlatılmasını sağlayacak tek seçenek kalıyor…

Rusya'nın agresif tutumunun beraberinde getireceği bu tek seçenek "sıcak çatışma" ihtimalidir.

Moskova yönetimi bunu ne derecede göze alabilir sorusu, böyle giderse Rusya gibi bir ülkenin kalmayacağı yada en azından Putin yönetiminin işinin kendi ülkesi içerisinde büyük sıkıntıya gireceği durumunda cevabında kendisini buluyor.

Olan bitene Rusya'nın tepkisini nerede ve nasıl göstereceği sorusu da mühimdir.

Bu alan Baltık Bölgesi mi, Ukrayna mı, Güney Kafkaslar mı, Karadeniz mi, Doğu Akdeniz mi yoksa Suriye mi olur kestirmek zor…

Fakat neresi olursa olsun Türkiye'nin etrafında olan bölgelerin potansiyel risk taşıdığı unutulmamalıdır.

Makaleyi Hemen Yorumla