ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
OSLO'DAN, İMRALI'DAN, EŞME'DEN GELENLER! / Bahadır Çoban 531 okunma - 28 Ocak 2016

"Düşmanımın dostu, düşmanımdır" düşüncesi bir bilim dalı olan matematikte negatiflerle pozitiflerin çarpımı esnasındaki değişmez gerçeklerden birisidir.

Gel gelelim aklın, bilimin, sağduyunun hiçbir mantıklı açıklama getiremediği AKP politikalarında her şey hurafe dolu bir çelişki döngüsünde ilerliyor.

AKP'de mantık aramak mantıksızlığın kendisi adeta…

Mesela AKP ABD ile dost, PYD ile düşman ise mantık kuralları gereği ABD ile PYD'nin düşman olması gerekirdi. Fakat ABD PYD'nin arkasındaki en büyük güç olarak karşımıza çıkıyor. 

Geçtiğimiz günlerde ülkemizi ziyarete gelerek AKP, CHP ve HDP'li vekillere akıl hocalığı yapan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in PYD konusunda topa hiç girmemesi tesadüf müydü?

Öyleyse şu soru da sorulmalı: PYD gerçekten AKP'nin dostu mu yoksa düşmanı mı?

Aslında 1 sene öncesine kadar PYD AKP'nin Orta Doğu'daki sıkı dostlarından birisiydi. Öyle ki PYD lideri Salih Müslim Türkiye'de AKP tarafından ağırlandığında "Kürdistan'ı AKP ile beraber kuracağız" diyordu.

Son birkaç aydır PYD için "terör örgütü" diyen Ahmet Davutoğlu ise o zamanlar "PYD bizim için meşrudur" açıklamasını yapmıştı. AKP meşru gördüğü ve "Kürdistan'ı kuracağız" diyen PYD'nin Ayn el-Arap'ı IŞİD'in elinden alabilmesi için en büyük desteği sağladı. Kuzey Irak'lı Peşmergelerin Türkiye topraklarını kullanarak PYD'ye askeri yardım götürmesine izin verdi. Bu sayede Ayn el-Arap Kobani adıyla Kürt kantonuna eklendi.

AKP ile PYD/PKK'nın ilişkileri o kadar yakındı ki IŞİD tehdidi altındaki Süleyman Şah Türbesini bölgeden kaçırmaya karar veren AKP'liler PKK'nın eskortluğunda aldıkları naaşı PYD kontrolündeki Eşme Köyü'ne taşıyor, türbenin yeri yerinde dalgalanan Öcalan flamaları AKP-PKK/PYD dostluğunun simgesi haline geliyordu.

Bu sıkı işbirliği, AKP döneminde kanaat önderine dönüşen İmralı canisinin de ruhunu okşamış olacak ki Nevruz kutlamalarında okunan mektubunda AKP-PKK/PYD arasında gerçekleşen türbe kaçırma operasyonuna atıf yaparak Eşme Ruhu'ndan dem vuruyordu!

Sonra ne olduysa PKK düşman, PYD gayrimeşru ilan edildi.  Aslında bu ikircikli politikanın sebebi hakkında derin tefekküre lüzum yok.  AKP'nin uyguladığı politika "tahterevalli siyasetidir". 

Bir ucunda Başkanlık sistemi diğer ucunda PKK ve PYD'nin olduğu tahterevallide Başkanlık sisteminin yükselebilmesi için PKK ve PYD'ye baskı uygulamak gerekiyor. Bu yüzden de AKP yıllarca çözüm ortaklığı yaptığı PKK'yı ve meşru kabul ettiği PYD'yi düşman ilan etmek zorunda kalıyor. 

Şu günlerdeyse AKP'nin meşru mu gayrimeşru mu olduğuna karar veremediği PYD'nin Cenevre Konferansı'na katılacağı konuşuluyor. Tek bir Türkmen'in katılamayacağı konferansta Suriye'nin geleceği şekillenecek. Eğer PYD konferansa katılırsa içerisinde Rusya ve ABD'nin de olduğu birçok ülke tarafından fiili olarak kabul edildiği tescillenecek.

Türkiye açısından asıl tehlike PYD'nin devlet olarak tanınmasından sonra cereyan edecek. AKP'nin PYD ile Peşmerge arasında kurduğunu sandığı denge siyaseti eninde sonunda Kürdistan açmazında dumura uğrayacak. Çünkü "AKP ile Kürdistan'ı kuracağız" diyen PYD lideri Salih Müslim gibi Mesut Barzani de "Türkiye, İran ve Suriye'den toprak alarak Kürdistan'ı kuracağız" demişti.

Burada Salih Müslim ile Mesut Barzani'nin birleştiği ana nokta Kürdistan'ın kurulması ve bunda AKP idaresindeki Türkiye'nin katkısıdır. Herhalde o gün geldiğinde AKP'lilerden yeni bir kandırıldık açıklaması duyacağız. 

Zaten birileri devamlı AKP'yi, AKP Türk milletini, Türk milleti de kendisini kandırıyor ve AKP'yi üst üste iktidara getirmiyor mu?

PYD'nin Cenevre Konferansı'na katılacağı söylentisinden sonra Dış İşleri Bakan'ı Mevlüt Çavuşoğlu "Cenevre'de PYD varsa biz yokuz" açıklamasını yaptı. 

Sayın Çavuşoğlu düne kadar meşru gördüğünüz, askeri yardım geçişi sağladığınız, Eşme ruhunda bütünleştiğiniz PYD Cenevre Konferansı'na katılma vizesini AKP'nin basiretsiz ve işbirlikçi politikaları sayesinde elde etmişken "PYD varsa biz yokuz" deme sebebiniz nedir?

"Ne şiş yansın ne kebap" anlayışı mı?

Hani Lozan görüşmelerine katılan İsmet İnönü Türkiye'ye mağlup muamelesi yapılmasına ve ağır şartlar teklif edilmesine tepki göstererek "Buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geliyoruz" demiş ve kazanılan Kurtuluş Savaşı'na gönderme yapmıştı.

Şimdi siz PKK/PYD ile Oslo'dan, Kandil'den, Eşme'den gelenler olarak "PYD varsa biz yokuz" deme hakkını gerçekten kendinizde görebiliyor musunuz, bunu çok merak ediyorum.


Makaleyi Hemen Yorumla