ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
İSRAİL'İN KÜRT DEVLETİ AÇIKLAMASI VE BOP EŞBAŞKANI / İsmail Özdemir 536 okunma - 22 Ocak 2016

İsrail Adalet Bakanı Ayaled Shaked "Bağımsız Kürdistan'ın zamanı geldi" diyerek İsrail'in tüm gücüyle kurulması hedeflenen Kürt devletinin yanında olduğunu belirtmiş.

Aslına bakarsanız bu açıklamada şaşırılacak birşey yok!

Zira İsrail'i kuran anlayış, İsrail'in kurulmasından çok önceleri dahi bu görüşü paylaşıyor, bazı Yahudi misyon görevlileri 1900'lü yılların başından itibaren Barzani ailesi ile yakın iletişim içerisinde bulunmuştu.

İsrail gibi bir din devleti için bunun siyasi sebeplerinden öte dini bazı anlamlar taşıdığı bu nedenle uzun süredir farklı çevrelerce değerlendirilen bir konudur.

Nil'den Fırat'a kadar olan toprakları kendisi için "Vaat edilen topraklar" olarak değerlendiren İsrail, Ortadoğu'nun mevcut siyasi yapısı içerisinde kendi istikrarını sağlayabilmesinin yolununsa, Türk, Arap ve Fars nüfus karşısında oluşacak Kürt devleti gibi bir projenin varlığını rahatlatacağı inancını da taşıyor.

Tam da burada yine İsrail Adalet Bakanı Ayaled Shaked'in "Kürt devletinin Türkiye ve İran arasında kurulması gerektiği, böylelikle İsrail'in düşmanlarının zayıflayacağını" belirtmesinin ne anlama geldiği kendince makul bir anlam derinliği yaratıyor.

Yani İsrail, kurulacak olan Kürt devleti ile bir yandan vaat edilmiş topraklar meselesinde yol almayı, diğer yandan kendi haricinde bölgede daha önce var olmamış bir yapının hayata geçerek tek başına aldığı tepkiyi onunla paylaşmak istiyor.

Zaten 2003 yılında ABD'nin, Irak'ın işgali ile başlayan Büyük Ortadoğu Projesi'de (BOP) bu amacı taşıyordu.

22 İslam ülkesinin sınırlarının ve rejimlerinin değiştirilmek istenmesi, özünde ismi anılan bu coğrafyada "demokrasi getirme" kılıfı altında "kalıcı istikrarsızlıklar yaratma" hedefine sahipti.

İki temel amacı olan BOP'a göre Irak, Türkiye, İran ve Suriye'den alınacak olan topraklarla bir Kürt devleti kurulacak ve sonunda İsrail'in güvenliği de teminat altına alınacaktı.

* * *

Bugün Irak ve Suriye'de yaşananlara bakılınca, IŞİD gibi ortak bir düşman karşısında atılan adımların bu süreci desteklediğini görüyoruz.

Irak işgali ile bölgenin asli sahiplerinden tepki çeken ABD, IŞİD'in ortaya çıkmasından/çıkarılmasından sonra ise bölgede daha rahat hareket eder ve yapmak istediklerini uygular konuma erişebilmeyi başardı. 

Elbette bölge insanının tepkisini mümkün olan en az seviyede çekerek buna muktedir oldu!

Şimdi gelinen noktada Irak ve Suriye'nin her geçen gün parçalanmaya yüz tuttuğunu görüyoruz.

Irak'ın kuzeyi merkezli başlatılan proje, hem bu ülkede etki ve kontrol sahasını genişletmiş durumda, hem de Türkiye sınırı boyunca Akdeniz'e kadar uzanan alanda ileriki yıllarda sahip olduğu toprakları genişletme ihtimali var.

İsrail açısından "kuzey hattı" olarak tanımlanan bu alanın "vaat edilmiş topraklar" mevzusunun yine kuzey sınırlarını işaretliyor oluşunu da bir yerlere not ediniz.

Böylelikle fotoğrafın geneline bakıldığında, Barzani'nin 36 ülke temsilcisiyle görüşüp bağımsızlık için referandum konusunu ele aldıklarını açıklamasının, peşi sıra kendi sınırlarını çizercesine 1000 km'yi bulan ve Irak'ı Türkiye-Suriye sınırından başlayıp İran'a kadar bölerek hendek kazma kararını eyleme dökmeye başlamasının hemen ardından, İsrail'in "Kürt devletini destekleme" sözünün gelmesinin tesadüfi bir zamanlamayla olmadığını görürsünüz.

Buraya kadar olan bitenlere ilave olarak akıllardan çıkarılmaması gereken mesele ise Türkiye'nin böylesi bir dönem içerisinde ne düşündüğü, nasıl bir tutum aldığıdır.

Sınırlarımızı ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından "gün yüzüne çıkan" Türkiye-İsrail ilişkilerindeki yaşananlar yolumuza ve bu tahlile ışık tutacaktır...

Ortadoğu'nun böylesine kırılgan bir dönem yaşadığı atmosferde AKP sözcüsü Ömer Çelik'e göre "İsrail bizim dostumuzdur."

O nedenle, Türkiye'yi idare eden siyasi iktidarın "dost" tanımlaması yaptığı İsrail'in bu sözlerini uygun bulmaması mümkün olamaz!

* * *

Diğer yandan İsrail ile Kürt devleti kurulması konusunda aynı görüşü paylaşan, hatta ABD'deki bir kuruluşta bunu resmi diplomatı vasıtasıyla, İsrail'li bir diplomatla beraber duyuran bir başka ülke ise Suudi Arabistan olmuştur.

İki ülkenin "Kürt devleti kurulması konusundaki ortak düşüncesi" Türkiye ve İran'ın bölgedeki etkisinin kırılmak istenmesidir.

Garip olansa Türkiye'nin bunu bildiği halde hem Suudi Arabistan hem de İsrail ile olan ilişki seviyesini yükseltme çabasına girmesidir.

Suudi Arabistan'ı stratejik ortak olan gören Türkiye, İsrail'i dost ülke konumundan her an bir üst seviyeye taşıyabileceğini her hali ile belli ediyor.

Erdoğan'ın, yakın zaman öncesinde yaptığı Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı açıklamasında "İsrail'e ihtiyacımız var." sözünü söylemesi, bugünkü gündemi dikkate aldığınızda karşınıza ilginç anlamları çıkarıyor.

Barzani ile Erdoğan'ın "yakın" olduğu biliniyor, hatta aralarında bazı "özel işbirliklerinin" bulunduğu ise iddia ediliyor.

Mevzu böyleyken, başı ve sonu birleştirerek duruma bakarsak, İsrail Adalet Bakanı "Bağımsız Kürdistan'ı destekleyeceğiz"  sözünü Erdoğan'ın "İsrail'e ihtiyacımız var" ifadesine eklediğinizde ortaya malum sonuç çıkıyor.

Uzun lafın kısası Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı görevini layıkıyla yerine getiriyor...

Baksanıza, dün "one minute" dediği ve aynı gazla 3 seçimde kendisine büyük propaganda imkanı oluşturduğu İsrail'i bugün bir çırpıda Türkiye'nin kurtuluş anahtarı haline getirdi.

Kürt devleti projesiyle de bu işi nihayete erdirmek istiyor.

Şimdi anladınız mı başkanlık neden gerekli, neden bu kadar istekli?

Milli üniter yapısıyla bölünmez bir bütün olan Türkiye'nin bölünerek, kurulması hedeflenen Kürt devletine başka türlü Türkiye'den toprak bırakmak mümkün değil de onun için...

Makaleyi Hemen Yorumla