ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AKŞENER'İN İTİBAR TÜCCARLIĞI / Bahadır Çoban 321 okunma - 29 Şubat 2016

Lider, bir gaye etrafında kümelenmiş insanları yöneten ve yönlendiren kişiye denir.

Hiçbir lider ekibini başarı vaat etmeyen, sönük kadrolardan kurmak istemez. Çünkü iyi bilir ki ekibin her bireyi sahada ve kamusal alanda liderini temsil etmektedir.

Gazozuna oynanan maçlarda bile takım kurulurken ayağına top değmiş, çalım atmayı bilenler tercih edilir.

Siyasi liderler de kadrolarını oluştururken potansiyel vaat eden kişilerle çalışmak isterler. 

Bu tespit "Devlet Bahçeli kendisine rakip gördüklerini partiden uzaklaştırıyor" mugalâtasının davaya ihaneti gizlemeye yönelik bir yalan olduğunun ispatıdır.

Zira her ülkücü zaten potansiyel bir liderdir. Bir tek kendinize liderlik özellikleri atfederken hareketin mensuplarını çapsız, işe yaramaz ilan etmiş oluyorsunuz.

Vaktiyle lider tarafından kadroya alınıp sinsi planlarının deşifre edilmesiyle gözden düşenler bu durumu kendilerindeki "liderlik potansiyeline" bağlayarak ülkücü hareketin kıymetli neferlerini aşağılarlar.

Seçim dönemi yer altına çekilip seçim sonrası oy kaybını fırsat bilerek yollara düşmek ise fırsattan istifade lider olma arzusunun çaresizliğidir. 

Zaten üstünlüğü ispat etmenin iki yöntemi vardır:

Ya hünerlerinizi gösterir ve takdir toplarsınız ya da kitlenin sizden aşağıda olduğunu kabul ettirerek yani onları küçülterek yükseliş sağlarsınız.

Bunların gösterecekleri bir hüneri olmadığı için ülkücüleri aşağılayarak ve ülkücüler üzerinde cücelik psikolojisi yaratarak yükselmeye çabalıyorlar.

Değişim parolasıyla MHP'nin ülke gündeminden uzaklaştırıldığı bu süreçte ülkücülere o kadar çok hakaret ediliyor ki biz de ülke gündeminden uzaklaşarak değerlerimizi savunma pozisyonuna geçmek zorunda kalıyoruz.

Ülkenin güney doğusunda teröre karşı yürütülen amansız mücadelede yaralanan, şehit olan güvenlik güçlerimizin acıları Türk milletinin yüreğini dağlarken Meral Akşener Hanımefendi elinde mikrofon stand-up göstericisi gibi sahneye çıkıyor, etrafa gülücükler saçıyor. Karşısında el çırpanları bir meddah marifetiyle güldürüyor, eğlendiriyor.

Ülke yangın yerine dönmüşken davullu zurnalı toylar tertiplemek ülkücü hissiyatta derin gedikler açarken hareketin vakurluğu bozuluyor ve Ülkücü ideolojinin milletin gündemiyle olan sıkı ilişkisine neşter atılıyor.

Meral Abla konuşmaya başlıyor. Hemen arkasındaki duvarda "Ülkücüye itibar" yazılı bir slogan…

Demek Meral Abla'ya göre ülkücüler saygın değil, hatta itibarsız…

Yeniden itibar kazanmak için de Çiller'in dizinin dibinden Tayyip Erdoğan'ın erdemliler hareketine transfer olan zatı şahaneye muhtaç hale gelmiş…

Anlaşılan Meral Hanım geçmişi pek çabuk unutmuş. DYP macerasını müteakip AKP'nin erdemliler hareketine bulaştığı günlerde dip yaptığı itibar kariyerinde yeni bir sayfayı MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin kendisini MHP'ye davetiyle açmıştı.

Dün itibara ihtiyacı olan kendisiyken bu hareket kendisine kucak açtı, bugün ise ülkücülere itibar tüccarlığı yapmaya kalkıyor.  

Öyle ki "MHP'de 1242, CHP'de 1216 delege Türkiye'nin önünü tıkıyor. Kapasitesiz 2458 kişi muhalefetin halinin sorumlusudur." şeklinde hakaretlerle Ülkücü delegeye saldıran Ali Serim isimli pespayenin danışmanlığıyla Ülkücü Hareket'e lider olma hevesine kapılıyor. 

Herhalde Meral Abla paradigma değişikliğinden bahsederken de bunu kast ediyordu. İtibarsız(!) ülkücüleri topukla, takozla, paradigma değişikliğiyle itibarlandıracak.  

Bunlar aslında bir işaret, köprüden önceki son çıkışın tabelalarıdır. 

Zira değişim kervanında yer kapmaya çalışanlar ellerini başlarının arasına almadan önce akıllarını başlarına almazlarsa üzülerek söylemeliyim ki hareketin birlik ve beraberlik ruhuna "Fatiha" okumaktan başka bir yol kalmayacak. 

Makaleyi Hemen Yorumla