ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
TÜRKİYE BİTKİSEL HAYATTA / Bahadır Çoban 487 okunma - 15 Mart 2016

"Türkiye dünyanın en güvenli ülkelerinden biri" diyen kimdi?

20 Temmuz'dan bu yana 400'e yakın güvenlik personelini ve 200'ü aşkın sivil vatandaşını terör eylemlerinde yitirmiş bir ülkenin cumhurbaşkanı…

Ankara Merasim sokakta patlayan bombada 28 şehit vermiş bir ülkenin cumhurbaşkanı…

"Çözüm sürecinde PKK çok ciddi bir silah stoklaması yaptı" diyen saygıdeğer ustamız…

Ustamız şimdi de Kızılay Güvenpark'ta yaşanan ve ilk belirlemelere göre 30'dan fazla can kaybına mal olan bombalı saldırıdan sonra endişe etmememizi telkin etti. 

***

Sultanımız her yeni güne korunaklı sarayının muhkem kale duvarlarının ardında "endişesiz" bir biçimde başladığı için kolaylıkla "endişe etmeyin" diyebilir.

Kendisi sokağa adımını attığı anda Türkiye'nin en seçkin birlikleri çevre emniyetini çoktan almış, geçeceği bütün güzergâhlar insan unsurundan arındırılmış bulunuyor.

Haliyle sayın ustamıza göre Türkiye dünyanın en güvenli ülkesi…

Aslında kâinatta ayak bastığı hiçbir yerde onu endişeye sevk edecek bir güvenlik açığı yok. Zırhlı makam aracını dahi kargo uçağıyla Güney Amerika'ya götüren ustamıza her yer Kaçak Saray kadar ferah ve güvenlikli geliyor.

Fakat gel gör ki, milletimizin kahir ekserisi kıt kanaat geçimiyle derme çatma evlerde, varoş diye tabir edilen kenar mahallelerde yaşamlarını idame ettiriyor.

Tahammülü zor bir realite; fakirliği esaret zinciri gibi boynunda taşıyan Türk milletine fakirce bir yaşam dahi çok görülüyor. Zira herkes her an ölüm tehdidiyle burun buruna. Türkiye'de artık ağız tadıyla fakirce bir yaşam sürüp eceliyle ölümü beklemek bile imkansız hale geldi…

***

Bu trajedinin sosyolojik boyutuysa ayrı bir hakikati ortaya çıkarıyor: AKP'nin beceriksiz politikaları sayesinde vatanımızın üzerine heyula gibi çöken terör illeti insanlarımızda şizofrenik bir ruh hali yarattı.

Özellikle de metropollerde yaşayan vatandaşlarımız insan içine çıkmaya korkuyor. Minibüste, otobüste, metrobüste herkes birbirine şüpheyle bakıyor, birazdan pimini çekecek olan Azraillini ayırt etmeye çalışıyor.

Bu durum toplumu asosyalliğe ve stabil korkulara hapsediyor. Korkmuş, sinmiş, evine kapanmış, sormayan ve sorgulamayan bir toplum kimin işine geliyor?

Ve en önemlisi de vatandaşlarımız için güvenin simgesi olan polis ve askerlerimiz uzak durulması gereken potansiyel tehdit alanlarına dönüşüyor.

Çünkü terörün ilk hedefinde güvenlik güçleri var.

***

Bütün bunlar yaşanırken devleti idare edenler sabır ve metanet telkin etmekten başka ne yapıyor?

Evet, inanması güç ama Türkiye ateş çemberi, rutine binen bombalı saldırılar karşısında devleti yönetenler ve onların şürekası millete sabırlı olmalarını telkin ediyor.

Bayramlık toplu mesajları andıran basmakalıp bir "Milletimizin başı sağ olsun" cümlesi ve şehit cenazesinde objektiflere sığdırılan bir kelleyle, AKP'nin bakanları görevlerini yerine getirmenin huzuruna erişiyor.

Milletin canını sağ tutsun diye milletvekili seçilenler milletin evlatları her gün teröre kurban giderken zerre sorumluluk üstlenmeden kuru bir baş sağlığı dileyip köşelerine çekiliyor.

***

Türkiye'nin vahamet dolu tablosu maalesef bu. Bu kanlı izdüşümü MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli Ankara Merasim Sokak'ta yaşanan terör hadisesinden sonra "Türkiye yoğun bakımdadır" sözleriyle özetlemişti.

İlginçtir; "Türkiye üzerinde ameliyata müsaade etmeyiz" diyen de bu iktidardı, Türkiye'yi yoğun bakıma sokan da bu iktidar oldu. Şimdiyse durum yoğun bakımdan da öte, bitkisel hayat sessizliğine doğru ilerlemektedir. 2002'de Türkiye'yi terörsüz devralan AKP 14 yılda envai çeşit terör örgütünün Türkiye'yi yol geçen hanına çevirmesinin baş müsebbibi olmuştur.

Hani 1 Kasım seçimleri öncesinde "Onlar konuşur AKP yapar" diyorlardı ya…

İnanın bütün Türkiye artık sustu. Bir ülke beceriksiz bir iktidar eliyle nasıl uçuruma sürüklenir, herkes ibretle seyrediyor!

Makaleyi Hemen Yorumla