ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRECEĞİZ / Bahadır Çoban 458 okunma - 18 Mart 2016

Dikkat: Bu yazı yüksek dozajda ironi içermektedir!

***

2002'de bir çocuk dünyaya geldi…

Hayata gözlerini açtığında şanslıydı. Bombaların patlamadığı, teröristlerin cirit atmadığı, insanların yolcu otobüslerinde diri diri yakılmadığı bir zaman diliminde doğmuştu.

Sonradan başına gelecekleri bilse yine de dünyaya gelmek ister miydi?

Henüz küçükken bütün Türk çocukları gibi oyuncak silahlara karşı pek ilgiliydi. Oyuncak silahlara olan ilgisi polislere ve askerlere karşı içinde bir sempati yaratmıştı.

Fakat gün gelecek askerlerin Ergenekoncu birer terörist, polislerin dış güçler namına çalışan hainler olduğunu öğrenecekti.

***

Yaşı büyüdükçe olayları anlama kapasitesi de büyüyordu.

Dini bilgileri ilk önce babasından dinledi.

Allah'ın bir olduğuna Hz. Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet etmeyi, yalan söylememeyi, hırsızlık yapmamayı, ibadetini gösterişten uzak yerine getirmeyi söylemişti babası.

Fakat televizyonlar hiç de öyle söylemiyordu.

Ona dokunmanın ibadet sayıldığı ikinci bir peygamberden bahsediyorlardı.

Allah'ın bütün vasıflarını topladığını, onun doğduğu şehrin mübarek, onun yaptıklarının sünnet olduğunu anlatıyorlardı…

Demek babası yanlış bilgiler vermişti.

Üstelik ikinci peygamber denilen kişi elinde Kuran-ı Kerim ile siyaset yapıyor, namazını kameraların önünde göstere göstere kılıyordu.

***

Babasının telkinleriyle Cuma namazlarına gitmeye başladığı zaman kafasındaki soru işaretlerinin dağılmaya başladığı zamandı.

Çünkü herkesin sevdiği, saygı duyduğu cami imamı da televizyonda bahsedilen kişiye övgüler diziyor; onun idaresi altında olmanın faydalarından, güzelliklerinden bahsediyordu.

Bu kadar insanın yalan söylemesine ihtimal yoktu, yanılan kesinlikle babasıydı.

Zaten bu "mübarek insana" karşı olan birtakım kişilerin uygunsuz kasetleri internet âleminde geziyordu. Gerçi ona ait olduğu söylenen bir düzine kayıtlar da ortaya atılmıştı ama onlar montajdı. Bu ülkenin ileri gitmesini istemeyenler tarafından gizli bir takım yerlerde hazırlanan iftira kasetleriydi. Bilim ve teknoloji Bakanı söz konusu kayıtların montaj olduğunu hissederek anlamamış mıydı?

İş bitmişti işte, hissetmek önemliydi. 

***

Asıl kafa karışıklığını ise ilkokuldan ortaokula geçtiğinde 5 yıl boyunca göğsünü gere gere "Türk'üm, doğruyum" diye başlayıp "Ne mutlu Türk'üm diyene" cümlesiyle bitirdiği "andımız" yasaklanınca yaşayacaktı.

Türk'üm demek ayrımcılıktı. Hatta Türk diye bir ırk bile yoktu. Türk'üm demek manasını şuan bilmediği "faşizm" anlamına geliyordu. Televizyonda hangi kanalı açsa bunları işitiyordu.

Türkler Kürtlerin ve diğerlerinin haklarını yıllarca gasp etmişler; Dersim'de binlerce Kürt'ü, Anadolu'da 1 milyon Ermeni'yi acımasızca katletmişlerdi. Kimliğinden utanmaya başlıyordu.

PKK isimli bir örgüt faşist Türklerin zulümlerine karşı Kürtlerin hakkını koruyabilmek için kurulmuştu. PKK'nın lideri sayın'dı… Gençliğinde namaz kılmıştı.

Meğer yıllarca öğretmenleri tarafından ülkemizi düşmanlardan kurtardığı anlatılan Atatürk ise dinsiz, diktatör ve alkoliğin tekiydi. İki ayyaştan birisiydi. Ezanı yasaklamış, camileri ahıra çevirmiş, milletin başörtüsünü zorla çıkarttırmıştı.

***

Bunca yıldır öğrendiği her şeyi sil baştan öğrenmeye başlamıştı.

Kadının toplum içerisinde kahkahayla gülmesinin yanlış olduğunu…

Mini etek giyen kadına tecavüz edilmesinin şaşılacak bir durum olmadığını…

Müslüman olmanın rüşvet almaya, milletin rızkını çalmaya mani bir durum teşkil etmediğini…

Çalıyorsa Müslümanın çalabileceğini…

Allah'ın ayetlerinin "makaraya" alınabildiğini…

Bugün söylediğini yarın inkâr etmenin, çıkarları için yalan söylemenin, dini değerleri kullanarak insanların saf duygularından yararlanmanın nimetlerini öğrenmişti.

14 yılın sonunda henüz bıyığı terlememişti ama artık Türkiye şartlarında yaşamaya uygun hale gelmişti.

***

Şakası, ironisi bir yana…

Eksiği var fazlası yok, bir nesil hemen hemen böyle yetişti.

"Dindar bir nesil yetiştireceğiz" diye yola çıktılar, fakat… 

Bir nesil gözlerimizin önünde resmen mundar oldu!

Makaleyi Hemen Yorumla