ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
PREET BHARARA’YA MEKTUP… / Burak Özcan 504 okunma - 24 Mart 2016

Sevgili Preet,

Duyduk ki Reza Zarrab’ı, pardon Rıza Sarraf’ı ya da adı her neyse, bizim Ebru’nun kocasını tutuklatmışsın.

O kişi hakkında Türkiye’de de bir savcı “rüşvet vermek ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlamasıyla bir iddianame hazırlamış, bizim polisler de gözaltına almıştı.

Yaklaşık 70 gün süren tutukluluk sonrasında serbest bırakılmış, Türk bayrağının fonda olduğu televizyon programıyla hakkındaki tüm iddialar sıfırlanmış, ak’lanmıştı.

***

Eminim savcı veya polislerin akıbeti ne oldu sorusu aklına gelmemiştir.

Bizde bir dava açılır, eğer suçlanan ak’lanırsa akıllara ilk bu soru gelir.

O yüzden cevaplayayım.

Savcı meslekten ihraç edildi, tutuklayıp cezaevine atacaklardı ki yurt dışına kaçtı; polislerde oradan oraya sürüldü, inan kaç memleket değiştirdiler sayısını bilmiyorum.

***

Evet…

Yaptığın hamle sonrası şimdi gözler senin üzerinde.

Türkiye’de bir anda herkesin tanıdığı bir isim haline geldin.

Üç gündür hakkında haberler yapılıyor.

Senin için “ABD adaletinin efsane ismi” diyen de var, o iş öyle değil diye itiraz eden de var.

Dün, geçmişte aldığın bir ödülü sanki kimse yok mu derneği tarafından verilmiş gibi gösteren montaj bir fotoğrafla hakkında algı yapılıyordu.

Paralelliğinden tut da basın özgürlüğü karşıtı olduğuna kadar her şey yazılıp çiziliyor.

***

Neyse ki bizim millet öyle kimsenin geçmişte ne dediğiyle, ne yaptığıyla fazla ilgilenmez.

Onların gündemine girdiğin konuda bundan sonra olacaklara göre kafalarında bir Preet Bharara profili oluşacak.

O yüzden seni tivitır’dan takibe aldılar.

Bundan sonra yazacaklarına dikkat et.

***

Mesela tivitır’da yazdığın gibi Reza’yı Amerikan adaleti ile tanıştıramazsan, bugün seni mesaj yağmuruna tutarak sevgiye boğan binlerin bir anda öfkesi kabarabilir.

Şahsına edilecek küfürler karşısında ağzın açık kalabilir.

Bunlar nasıl adamlar deme diye şimdiden uyarıyorum seni.

Vezir de, rezil de olmak senin elinde.

***

Sana yazanlar arasında gördüm, bir ara “e şimdi cari açığımızı kim kapatacak” diye telaşlarını dillendirenler olmuş.

Sakın onlara aldanıp “lan acaba koskoca bir milletin kaderiyle mi oynuyorum” diye düşünme.

Bizimkiler gerekirse önüne yatacak yeni birini bulur, cari açığı kapattırırlar, merak etme sen.

***

Unutmadan…

Reza’nın rahmetlik dedesi “memurun bahşişini işin başında vereceksin” diye öğütler verirmiş.

Sorgusuna giren federalin, koğuşuna bakan gardiyanın hesaplarını inceleme altına alın derim.

Seni tenzih ederek söylüyorum çünkü Türkiye’den “bir istediğiniz var mı”, “söylemeniz yeter” gibi cümlelerle dile getirilen ufak tefek hediyeleşme taleplerine “ben sadece işimi yapıyorum” şeklinde cevap vermişsin.

Buradan anladığımız kadarıyla küçük balık peşinde değilsin, umarım büyük balıklarda ilgini çekmiyordur.

***

Amerika nasıl bir ülke, siyasiler yaptığınız işlere karışıyorlar mı bilmiyorum…

Sizin Obama’yı bize Müslüman diye kakalamışlardı.

Bi numarasını göremedik.

Kaç yıldır ne bir cuma namazında, ne bir bayram namazında çekilmiş tek bir kare fotoğrafı yok.

Müslüman olmadığını öğrenince ona olan güvenimiz kalmadı.

***

O yüzden…

Umarım sizinkiler Reza’yı koz amaçlı tutuklamamıştır.

Umarım birilerine istediklerini yaptırdıktan sonra Reza’yı ak’layan paklayan Amerikan bayrağı fonlu televizyon programlarına imza atmazlar.

Umarım senin de sonun Türkiye’deki savcı gibi olmaz.

***

Buralardan yazacaklarım şimdilik bu kadar.

Şuan yok ama yayın yasağı gelirse bir daha yazamam haberin olsun.

Yengeye, çocuklara selam…

Makaleyi Hemen Yorumla