ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AKŞENER'İN OT SİYASETİ / Kadir Yıldız 323 okunma - 30 Mart 2016

Siyaset; toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırıldığı, toplumun yararına ve geleceğine yönelik programların siyasi erkler tarafından hayata geçirildiği bir alandır. Bu anlayış içerisinde siyaset yapan kurumların her şeyden önce tutarlı ve ilkeli bir politika izlemesi gerekir. Millet yararına sunduğu programları ile dün, bugün ve gelecek arasında bir köprü kurarak bu mekanizmayı çalıştırır.

***

Bu minval üzerinden siyaset üretemeyenlerin sayesinde Türk toplumunda siyaset; uzak durulması, yalanların cirit attığı, ikiyüzlülüğün kol gezdiği, vefanın olmadığı, insanların bir kalemde harcanabileceği bir yapı olarak tanımlanmaktadır.

***

Özellikle AKP hükümetinin iktidara gelişiyle beraber yandaş olmayanın dışlandığı, karşıt görüşlerin umursanmadığı, güçlünün her söylediğinin doğru olduğu gibi bir kanaatin gelişmesine sebep olmuştur.

***

Duyumların, doğruların önüne geçtiği, 'ben yaptım oldu'culuğun öncelendiği, belgelerin sözlerden daha fazla itibar gördüğü, dedikodunun siyasi sanat haline geldiği, kutuplaşmanın uzlaşmadan daha çok yarar getirdiği bir anlayış haline geldi siyaset…

***

Bu anlayışı bir metot olarak belirleyen kimi siyasetçiler, partiler arası mekik dokumayı bir meziyet zannettiler…

Kapı kapı ikbal arayarak siyaset yaptığını farz ettiler…

Milletin iktidarı olmayı bırakıp, makam derdine düştüler…

Sert sözler kullanmayı oy avcılığı olarak gördüler…

Kadınıyla, erkeğiyle siyaset sahnesini fitne defilesine çevirdiler…

Bir maske ile yetinmeyip, maske üstüne maske geçirdiler…

Kimi zaman kıratlarla jokeyliğe soyundular, kimi zaman da bozkurtlara selam çakıp uludular…

Bünyesinde bulundukları partilerle Katolik nikahı kıydılar, koltuk elden gidince de "boş ol boş ol boş ol" deyip erdemliler hareketinde yer aldılar…

***

MHP Genel Başkanı olma hevesine kapılan muhterem Meral Akşener'de son zamanlarda bu tarz bir siyaseti benimseyenler arasında.

***

"Siyasetçi bir kadın ise her türlü pervasız cümleyi kurabilir" diye bir anlayış yoktur. Siyasetçiler bu konuda müsamahakâr olabilir evet, ama bu müsamaha kadın siyasetçinin ağından çıkanı kulağının duymayacağı anlamına gelmez.

Bundan istifade ederek cinsiyetleri üzerinden kurnaz demagojik hareketlere soyunanlar siyasi ahlakın ve toplumsal değerlerin ölçüsünü iyi bilmelidir! 

***

Meral Akşener yaptığı gezilerinden birinde MHP Genel Merkezi'nin kendilerini korkutmaya çalıştığını söylüyor. Ardından ise yanındakileri kastederek "gencecik kardeşlerimi hiç korkutamazsınız. Onların çeliğine nasıl su verilmiştir biliyor musunuz?" diyor. 

Ülkücü gençlik Allah'tan başka kimseden korkmaz doğrudur ve ülkücülerden korkması gerekenler ülkücü düşmanlarıdır ama muhterem hanımefendiyi korkutan nedir merak ediyorum. Ayrıca "o gençlerin çeliğine nasıl bir su verilmiştir" derken niyeti nedir? "Beni korkutmaya çalışırsanız bu gençleri karşınızda bulursunuz" mu demek istiyor? Yoksa "Ülkücüleri birbirine kırdırırım" mı?...

Akla ziyan cümleleri bununla da bitmiyor elbette.

"Adalet Bakanlığı'nın mahkememize çok ilgi gösterdiği duyumlarını alıyoruz" diyor. Duyumlar üzerinden fütursuzca konuşan muhterem hanımefendi belgeler ışığında konuşma yapmaktan aciz kalıyor. Eeee haliyle dedikodu siyaseti yapıyor. Tıpkı erdemliler hareketinde yer aldığı arkadaşları ve aile dostu gibi… Yaptığı her açıklamayla da giderek sabah kuşağında yayınlanan dedikodu programlarına taş çıkarır hale geliyor.

Konuşmasının devamında ise 'Ot yoldurmak'tan bahsediyor.

Kime, neye ve nasıl yolduracağını bilmiyoruz. 

Muhterem Meral Akşener'in bahsettiği kişiler Ülkücüler ise, kendisinin ülkücüleri hala tanımadığı gayet açık. 

Çünkü Ülkücüler örnek ve belgeleri sabit olmakla birlikte geçmişte bu lafları edenlerin canına ot tıkamıştı…

Makaleyi Hemen Yorumla