ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
CEMAATİN SON KOZLARI / Kadir Yıldız 436 okunma - 12 Nisan 2016

Devlet kurumları içerisindeelde ettiği güç ile bir dönem fink atan cemaat, bu güçleri yitirmeye başladığını hissettiği andan itibaren yeni bir güç arayışına girmiş, bu arayışı ise taşeronları vasıtasıyla gerçekleştirmeye başlamıştır. 

***

Cemaat hemen hemen her parti içerisinde kontrol altında tuttuğu ve medya organları vasıtası ile popüler hale getirmeye çalıştığı isimleri ise son kozu olarak devreye sokmuştur.

***

MHP içerisindeki kozunun da Meral Akşener olduğu son hadiselerle birlikte kendisini göstermiştir. Bu muhterem hanımefendinin ismi 2012 kongresinde de MHP Genel Başkan adaylığı için telaffuz edilmişse de bu silahın zamanının gelmediğinden olsa gerek geri plana çekilmiştir. 

***

Medyanın popüler hale getirdiği ama siyasi bakımdan katma değer taşımayan bu isimler her parti de olduğu gibi MHP'de de zamanla ilgi odağı haline gelen isimler olmaya başlamıştır. Cemaat bu bakımdan "piyasaya sür, parlat, kontrol et" şeklinde bir stratejik taktik uygulamıştır.

***

Bugünlerde ise oluşturulan algı sayesinde "Ne cemaati canım. Kim aday olarak çıksa bir kulp takıyorsunuz" türünden ifadeler pazara çıkarılmış,bunu da yine cemaatin medya kuruluşlarındaki yazarçizer takımının sürekli olarak bu söylemi işlemesiyle hayata geçirmişlerdir.

Meral Akşener'in cemaat ile olan bağlantısını bizzat cemaatin içerisinde önemli görevlerde bulunmuş isimler zikretmekle beraber, hala cemaate mensup yazarların onu pohpohlamasından rahatlıkla anlayabiliyoruz.

***

Dün Milliyetçi-Ülkücü hareketin kurucusu Başbuğ Alparslan Türkeş'in maruz kaldığı tasfiye girişimlerinin bugünde MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli için devreye sokulduğuna şahit oluyoruz. Büyük resme baktığımızda ise esas hedefin Milliyetçi- Ülkücü hareket olduğunu görüyoruz. Bunu gerçekleştirmek için ise "Bahçeli ile olmuyor" söylemi hafızalarda yer edilmek isteniyor. Meselenin Bahçeli değil, Milliyetçi-Ülkücü hareketin bizzat kendisinin olduğunu nedense görmek istemiyoruz.

***

Türk milliyetçilerinin siyaset sahnesinden silinene kadar bu operasyonlara maruz kalacağıaşikardır(Hesapları o yönde). Türk milliyetçilerinin siyasi varlığını bu coğrafyada sürdürmesi demek Türkiye'nin hiçbir şekilde vesayet altına alınamaması ve dönüştürülememesi demektir. Bu operasyonu gerçekleştirmek için günümüzde kullanılan büyük taşeron cemaat, cemaatin taşeronları ise siyasi partilerde ve devlet kurumlarında yuvalanmışisimlerdir.

***

Bugün hiçbir odak Milliyetçi-Ülkücü hareketin varlığını göz önünde bulundurmadan herhangi bir eylem içerisinde bulunamıyorsa bunun yegane sebebi Türk milliyetçilerinin özgül ağırlığından dolayıdır. Çünkü MHP'nin mecliste bulunmadığı dönemlerde de siyaset buna şahit olmuştur.

***

Peki, 12. Sulh mahkemesinin kararı Milliyetçi-Ülkücü hareketin mensupları için ne ifade eder?

Bana sorarsanız feleğinden çemberinden geçmiş ülkücüler için bu karar sadece bir mahkeme kararıdır. Tabutluklarda eğilmemiş bir hareketin mensupları için ifade edebileceği tek şey budur. 

Tarih, mahkeme kararları doğrultusunda liderler çıkarmaz ve bununda örneğine rastlanmamıştır. 

Milliyetçi-Ülkücü hareketin saflarını bozmaya çalışıp, değerlerini yozlaştırmaya çalışanlar mahkeme zabıtlarının tarih sayfalarındaki taşeronları olmaktan kurtulamayacaklardır.

Bu vesileyle kurdun yara aldığında bile teslim alınamadığına tarih bir kez daha şahit olacaktır!

Makaleyi Hemen Yorumla