ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
HESAPLAŞMA / Kadir Yıldız 829 okunma - 18 Nisan 2016

Türk milliyetçileri ve onun günümüzdeki son kalesinin bugün karşılaştığı sıkıntıları, sadece içinde bulunduğumuz zaman çerçevesinde değerlendirmeye kalkarsak büyük bir yanılgı içerisine girmiş oluruz.

***

Türk milliyetçilerinin karşılaştığı engelleri geçmişinden bağımsız değerlendirmek, tarihsel bir kopukluk yaratacağı gibi bugünkü süreci anlamamıza da engel olacaktır.

Bugün yaşananları idrak etmek için ise çok geriye gitmeye gerek yok. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı tarihe gitmemiz yeterli olacaktır.

***

Osmanlı Devleti içerisinde yuvalanan teslimiyetçilere karşı Kuvayı Milliye hareketini ortaya çıkaran gücün adıdır Türk milliyetçiliği.

Atatürk'ün benim fikir babam dediği Ziya Gökalp de bu kaynaktan beslenmiş aydın bir Türk milliyetçisidir. Bu temeller üzerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve Türk milliyetçiliği felsefesi ile yoğrulmuştur. Bu yüzden Türk milletinin birlik mayasıdır Türk Milliyetçiliği.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün her anına şahit olan ideolojinin adıdır Türk milliyetçiliği.

Ebediyete intikaline kadar da tüm yaklaşımları bu mefkurenin üzerine kurulmuştur.

***

Atatürk'ün izlediği politikalara karşı da entrikaların çevrilmediğini söyleyebilir miyiz? Elbette hayır! Çünkü Türk milliyetçilerinin düşmanları o dönemde tamamıyla yok olmamış, sadece sinmiş bir şekilde pusuya yatmışlardı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin ardından güç toplamaya başlayan bu sinsi çevre ilk gövde gösterini 3 Mayıs 1944 olayları ile yapmaya başlamış ve Türk milliyetçilerini yani Atatürk'ün izindeki fikir adamlarını demir parmaklıklar ardına atmakla gerçekleştirmişlerdi.

Türk milliyetçiliği üzerinden Atatürk ile hesaplaşma dönemi tam da bu zaman başlamıştır!

Bu hesaplaşmanın ardında yatan temel gerekçe ise Atatürk'ün bıraktığı en büyük miras olan Türk milliyetçiliğidir! Bunun intikamı ise o bayrağı taşıyan ve tek suçları vatanı sevmek olan Türk milliyetçilerinden alınmak istenmiştir!

Bu hesaplaşma elbette burada kapanmamıştır!

***

4 Ocak 1968 yılında bu dava ilk şehidinin vermiş, tek suçu vatanını sevmek olan Ruhi Kılıçkıran şehadete ermiştir.

Bunu devam eden süreçte ise Türk milliyetçileri ile olan hesaplaşma bitmemiş, ülkücü binlerce vatan evladı şehit düşmüştür.

***

Tabutluklar, işkenceler, sürgünler, idamlar hep birbirini izlemiştir…

***

Hepsinin suçu ise aynıdır… Vatanını sevmek ve son kalenin düşmesine mani olmak! 

***

Bugün baktığınız zaman ise bu çevrelerin hedeflerinin değişmediğini görürsünüz. Değişen tek şeyin ise figüranlar olduğunu…

Oysaki bu yolun cesur, kuvvetli ve inananların yolu olduğu unutulmuştur.

***

Geçmişten günümüze kadar süregelen bu kervan günümüzde MHP ile vücut bulmuş ve tek derdi vatan olan Devlet Bahçeli bu yüzden hedef tahtasına konulmuştur.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Atatürk ile olan hesaplaşma hep Türk milliyetçileri üzerinden yürütülmüştür.

Hedefi Türkiye olan çevreler bu hedefin amacına ulaşması için en büyük engeli MHP olarak görmüşlerdir.

Bu yüzden MHP son kaledir.

Bu yüzden Türk milliyetçiliğinin yoluna baş koyanların başı hep hedefte olmuştur. Tıpkı Başbuğ Alparslan Türkeş'in olduğu gibi…

Çünkü Türkiye'nin düşmesi için bu başın düşmesi gerekmektedir.

***

Bundan dolayı MHP'yi hedef alanlar aklını başına almalı, Türk milliyetçilerinin günümüzdeki yol başçısı Devlet Bahçeli ile uğraşmaktan sakınmalıdır!

Ülkemizin ve MHP'nin içinden geçtiği bu süreçte fikri, ideolojisi, yeri, tanımı, vasfı, unvanı ne olursa olsun herkes ağzından çıkan söze, dil uzattığı öze dikkat etmelidir!

***

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…


Makaleyi Hemen Yorumla