ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ÜLKÜCÜ SANATÇI RAHMET SAFA İLE SÖYLEŞİ / Burak Özcan 375 okunma - 11 Eylül 2017

-Okurlarımızın sizi daha yakından tanımaları adına kendinizden bahseder misiniz?

1992 yılında Kırıkkale'de doğdum. İlköğretim ve ortaöğretim tahsilini Kırıkkale'de tamamladım. Lisans eğitimimi ise Süleyman Demirel Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladım. Küçük yaştan beri müziğe olan merakım 12 yaşında bağlama çalmaya başlamamla iyice perçinlendi. Babamın dinlediği halk müziği ezgileriyle dolu bir kulağım vardı ve bu müzikleri icra etmeye başladım. Daha sonra ise bende yazdığım şiirleri besteleme arzusu doğdu. Ateşinde piştiğim Kırıkkale Ülkü Ocakları'nın 2009 yılında düzenlediği bir konserde sahne aldım ve sanatçılık yolunda Allah bu günleri nasip etti. O günden beri çok sayıda konser programı yaptım. Sosyal medya üzerinden evimde yaptığım kayıtları dinleyicilerimle buluşturdum. 2017 Nisan'ında da ilk göz ağrım "İlkyaz Şarkıları" albümünü kıymetli gönüldaşlarımızın beğenisine sunduk, takdir Allah'tan.

 

-Albümünüzün adı neden İlkyaz Şarkıları ve sevenlerinizin albümünüze ilgisi nasıl?

"İlkyaz Şarkıları" benim 22 yaşına kadar bestelediğim eserlerden oluştuğu için bu ismi düşündük. Albüme olan ilgi beklediğimden fazla oldu. Heybemizdekileri döktük, gönüldaşlarımızın da beğendiğini düşünüyorum. Genelde olumlu tepkiler aldık, bu da bize bir şevk oldu. ,

 

-Albümünüzde eserlerin çoğunun söz müziği size ait, Rahmet Safa eserlerini hangi duygularla oluşturuyor?

Albümümüzdeki bütün müzikler bana ait. Müzik benim için hayati bir mesele. Nefes gibi, yeme içme gibi… İyi bir besteci, iyi bir dinleyicidir de. Yüreğimizde biriktirdiğimiz duyguları, anıları, ülküleri müzik yoluyla yüreklere nakşetmeyi kendime kutsal bir vazife bildim. Bu yüzden şarkılar yapıyorum, şarkılar söylüyorum. İşin teknik kısmından ziyade şunu söyleyebilirim; inanmadığım, samimi bulmadığım hiçbir eseri dinleyicilerle buluşturmadım. Bestelerimi böyle bir ruh ile yapmaya çalışıyorum, bu yolda da devam etmek istiyorum.

-Eserlerinizdeki sanat-fikir ilişkisi nedir?

Ben kutlu bir mücadelenin bir mensubuyum. Mensubiyetim Türk Milliyetçiliği davasınadır. Ben buna iman ettim. Allah'ın izniyle zaferine inandığımız bu davanın bekası için sazımla, sözümle, bedenim ve ruhumla son nefesime kadar mücadele etmek istiyorum. Aşkı ve davayı, bu milletin eşsiz kültürünü eserlerime nakşetmeye çalışıyorum. Kişisel menfaatler yahut hesaplaşmalar uğruna da feda edeceğim bir fikriyatım ve sanat anlayışım yoktur. Türk kültürünü ve sanat anlayışını ömrüm yettiğince temsil etmeye çalışacağım, benim şiarım budur.

 

-Albümde şiirlerini bestelediğiniz şair ve sanatçılar da var, bu konudan bahseder misiniz?

Bu albümde olan sekiz eserin, altısının sözleri bana ait. "Satan Utansın" şiiri sevgili büyüğüm Ali Kınık Bey'e, "Bu Aşk Senden Sorulacak" şiiri ise kıymetli şair Hakan İlhan Kurt Bey'e aittir. İki şairimiz de Türk Edebiyatı'na ve Türk Kültürü'ne büyük hizmetler vermiş olan, son dönemin en kıymetli şairlerindendir. Tanrı'nın lütfudur ki; dostluklarına nail olduk, sevdik, sevildik… Bu iki eseri bestelememe müsaade ettikleri için bu iki güzel ağabeye okurlarımızın huzurunda şükranlarımı sunuyorum.

 

-Bu keyifli söyleşi ve yaptığınız samimi açıklamalar için teşekkür eder, sanat hayatınızda başarılar dileriz.

Bizleri gönüldaşlarımızla buluşturduğunuz için dergimiz Kutlu Sesleniş'e çok teşekkür ediyorum. Sizler aracılığınızla tüm gönüldaşlarımıza hürmetlerimi saygılarımı sunuyorum. Bizler bu memleketin avazı hoş, yüreği yangın evlatlarıyız. Bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayın. Canımız, kanımız, her şeyimiz Türk Milleti'ne kurban olsun. Yüce Bilge Kağan'ın da dediği gibi "Zamanı Tanrı yaşar, kişioğlu ölümlüdür."

(Not: Bu söyleşi Kutlu Sesleniş Dergisinin 128. sayısında yayımlanmıştır.)

Makaleyi Hemen Yorumla