ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
MURAT ÇELİKER İLE SÖYLEŞİ / Burak Özcan 831 okunma - 31 Mart 2018

- Murat Bey kitabınız isminden de anlaşılacağı üzere arşivlere dayanmakta. Osmanlı Belgeleri Işığında Keskin kitabı kaç belgenin incelenmesi, hangi arşivlerin taranması sonucunda oluşturuldu?

Osmanlı Arşivi uzmanları Ahmet Ergün ve Mehmet Akif Terzi ile birlikte hazırladığımız Osmanlı Belgeleri Işığında Keskin adlı çalışmamız; 90 milyon civarında belgeye sahip Osmanlı Arşivlerinde yapılan uzun ve yorucu bir araştırmaya dayanmaktadır. Araştırma sonucunda tespit edebildiğimiz Keskin hakkındaki yaklaşık 2 bin belge içerisinden 76 konu başlığı altında 110 belge seçilerek hazırlanmıştır. Keskin tarihinin anlatıldığı kitabımızın giriş bölümü de yine bu belgelerin yanında bölge hakkında yapılmış bilimsel çalışmalar ve kaynaklar kullanılarak hazırlanmıştır.

 

- Kitapta yer alan tarihi belgeler vatandaşların sosyal yaşamları, sıkıntılarının yansıtmasının yanı sıra birçok olaya da ışık tutuyor. Bu olaylar arasında size en çarpıcı gelen hadise hangisiydi?

Evet; kitabımız İç Anadolu tarihine ışık tutmakla birlikte başlangıçta merkezi olmayan bir kazanın tarihi şartlar içerisinde nasıl bir merkeze kavuştuğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kitapta kullandığımız belgeleri bir bütün halinde ve kronolojik sıra içinde takip ettiğimizde Keskin'in doğuşunu görebilmekteyiz. Aynı zamanda bu belge kronolojisinde Osmanlı adalet sisteminin ne kadar düzenli ve özenli çalıştığını takip edebilmekteyiz. Bu konuya bir kaç örnek vermek gerekirse bölgeden haksız vergi toplayan yöneticilere verilen cezaları, yanındaki adamlarıyla dolaşıp gelip geçenleri ve halkı rahatsız eden Keskinli Karafakihoğlu isimli eşkıyanın yakalanıp mahkemeye çıkarılması, üzerindeki gasp ettiği malların sahiplerine dağıtılması, üç beş yıldan beri yanına topladığı eşkıya ile birlikte etrafı rahatsız eden Çaşnigir Köprüsü Derbendi Ağası Deli Battal'ın ahalinin şikayeti üzerine yakalanarak kafasının kesilerek İstanbul'a gönderilmesi ve ibreti alem için Topkapı Sarayının girişinde sergilenmesini söyleyebiliriz. Keskin kaza merkezinin ortaya çıkmasına vesile olan gümüş madeninin ilk kez 1822 yılında işletilmesi için harekete geçilmesi hakkında bir ferman talebi, madenin faaliyete geçmesiyle sosyal dokunun oluşması üzerine artık Gümüşkan Madeni diye anılan yerde bir pazar kurulması, madenin bulunduğu yerdeki ormanlardan ağaç kesiminin yasaklanması, buradan ilk defa bir ilkokul açılması, daha sonra madenin verimsiz olduğu gerekçesiyle kapatılması, sonrasında özelleştirilmesi gibi iktisadi faaliyetlerin yanında, maden işçilerinin grevi, kıtlık bahanesiyle Keskin köylerinden İstanbul'a göç edenlerin engellenmesi gibi ilginç sosyal olayları da belgelerden takip edebilmekteyiz.

 

- Kitabınızın önsözünde MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli kent biliminin önemine değinmiş. Kent ve şehir anlayışına tarihi değerler penceresinden bakılması açısından kent biliminin önemini değerlendirir misiniz?

Bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin ifade buyurduğu gibi: Çağımızda bir kentin kültür, sanat ve tarihi değerlerinin araştırılması; bu değerlerin korunup geliştirilmesi ulusal ve uluslararası boyutlarda tanıtımı son derece önemli hale gelmiştir. Bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde şehirlerin tarihi kimliğinin bilinmesi, geleceğe yönelik doğru hedefler konulması ve doğru adımlar atılması noktasında, son derece önemlidir. Nesilden nesile taşınarak günümüze kadar gelen değerlerin korunması ve sonraki nesile aktarılması şehir kimliğinin oluşmasında en büyük ektendir. Şehrin coğrafi dokusuyla birlikte kültürel ve sanatsal değerlerinin birlikte oluşturduğu şehir kimliği canlı tutulmazsa, şehirler özgünlüğünü kaybeder ve o şehirde yaşayan insanlar başka kültür ve kimliklerin etkisi altında yok olmaya mahkûm olurlar. Bu çalışma kentin tarihi kimliğinin yeni nesillere aktarılarak canlı tutulmasını amaçlamaktadır.

 

- Murat Bey bu söyleşi için çok teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu arada Kutlu Sesleniş Dergisi'ni de yaptığı ufuk açıcı çalışmalardan dolayı tebrik etmek istiyorum. Seçtiği konu başlıklarıyla ve gündem oluşturmasıyla okurlarına yol gösterici bir yayın politikası izliyor olması takdire şayandır.

(Not: Bu söyleşi Kutlu Sesleniş Dergisinin 133. sayısında yayımlanmıştır.)

Makaleyi Hemen Yorumla