Ya Türk Milletine Oynadığınız Oyunlar!. / Yıldıray Çiçek       4189 okunma - 30-Nisan-2008 Çarsamba

AKP'nin yetkilileri ve milletvekilleri, partilerine yönelik açılan kapatma davası sonucu "MHP'nin oyununa geldik. Türban düzenlemesi olmasaydı bu hale gelinmezdi" şeklinde sürekli serzenişlerde bulunuyorlar. Öncelikle bunu, AKP hakkında açılan kapatma davasını sadece başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik düzenlemelerden oluştuğu imajını yaymak için yapmaktadırlar.

Abdüllatif Şener'in, Recep Tayyip Erdoğan'ı 22 Temmuz seçimlerinden önce, kapatma davası hakkında uyardığı gerçeği tekzip görmediğine göre, AKP'nin kapatılma davası "başörtüsü" konusuna hapsedilmesi, sadece AKP'lilerin kılıfından başka bir şey değildir.

AKP'nin bu noktaya gelmesi, belli bir birikimin sonucudur. Hakkında açılan kapatma davasında, yabancı ülkelerin projelerine taşeronluk bile vardır. Bu konuda o kadar somut belge ve doküman vardır ki, kendilerini nasıl savunacaklar merakla bekliyoruz.

Bu taşeronlukta da acaba MHP'nin oyununa mı geldiler?

AKP, kendini "oyuna getirildik" modundan kurtararak, "biz nerede yanlış yaptık" sorgulamasına getirmelidir.

MHP, AKP'yi oyuna getirmedi sadece inancından dolayı başörtüsü mağdurluğu yaşayan öğrencileri, AKP'nin istismarından kurtarıp, eğitim özgürlüğüne kavuşturmak için, AKP'ye kanunlar ölçüsünde yol gösterdi. AKP bu konuda bile binbir türlü tezgâh çevirdi ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak Ek-17.madde konusunda verdiği sözü bile tutmadı.

MHP, AKP'yi oyuna getirmedi. AKP'nin tek başına iktidar koltuğunda gözü dönmüşlüğü,"biz tek hâkimiz" havasına kendini fazla kaptırması, uzlaşmadan yana değil, dayatmadan yana oluşturduğu atmosfer bugün AKP'nin başını belaya sokmuştur.

AKP, oyunu kendi kendine oynamıştır. AKP, Türkiye'nin partisi olmaktan ziyade, ABD ve AB'ye sırtını dayayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerine efelenen bir parti şeklinde hareket etmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz gün AKP'nin istişare toplantısında kapatma davasını değerlendirirken "Biz bu millete ne yaptık, vatan hainliği mi, yolsuzluk mu, arsızlık, hırsızlık mı yaptık?" diye soru yöneltmiş, bu soruyu sadece milletin vicdanına havale etmek lazımdır. Bu sorunun cevabını, en iyi vicdanlar verecektir. Tarihe zaten bu sorunun cevabı şimdiden kazınmıştır bile…

AKP, kapatma davası ile birlikte kendi içinde şimdiden miras dağılımına başlamıştır bile… Sonucun ne olacağı belli olmamasına rağmen "yeni oluşumcular" AKP içinde iskeletini oluşturmaya başladı. İskeletin kadrosu bile artık rahatlıkla konuşuluyor.

Bazı AKP'li milletvekilleri de, %47 oy oranını, AKP'nin uzlaşmaz tavrını, kendilerine oy vermeyen seçmenin kaygılarını açıktan tartışmaya başlamıştır.

AKP, her manada yolun sonuna gelmiş bir psikoloji içerisindedir. Çıkış yolu aramaktadır ama aradığı yollar hep hormonlu olduğu için sağlıklı bir çözüm ortaya çıkmamaktadır.

Bedeni bu ülke toprakları üzerinde olsa da, yüreği ve beyni bu topraklara ait değildir. Türkiye'nin başına gelenlerde, AKP'nin başına gelenlerde hep bu sebepten oluşmaktadır.

O yüzden "MHP tarafından tuzağa düştük, oyuna getirildik" sözleri saf insanları kandırabilir ama aklın ve mantığın yolunda itibar görmez…

Mevlana ne demiş: Yukarıdan ambara istediğin kadar çuval boşalt, eğer fare ambarı alttan delmişse gayretin nafiledir.

AKP'nin ampulü çoktan patlamıştır. Bugüne kadar o ampulün yaydığı ışık, Türk milletinin milli ve manevi değerleri üzerinde kanser etkisi yaratmıştır.

Burada oyuna getirilen AKP değil, bizzat Türkiye'nin kendisi olmuştur. Türkiye, AKP ile her manada büyük darbeler yemiş ve karanlığa sürüklenmiştir.

AKP, kapatma davası ile muhatap olduğu bu süreçte, aklıselim davranarak, Türkiye'yi gerecek ve kutuplaşmaları derinleştirecek adımlar atmayı bırakmalıdır.

AKP, kendine oyun oynayan arayacağı yerde, Türk milletine 6 yıldır oynadığı oyunların hesabını vermeye hazırlanmalıdır.

Asıl olan Türk milletine oynanan oyunlardır…


YAZDIR