ALİ BABACAN VE AKP GAFLETLERİ / Yıldıray Çiçek       7207 okunma - 5-Haziran-2008 Persembe

Potlara, gaflara, gafletlere imza atma makamı haline gelen Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Ali Babacan'ın Avrupa Parlamentosu'nda "Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor" sözleri ile Türkiye'yi Avrupa'ya şikâyet etmesine çok yönlü tepkiler geldi.

Ali Babacan'ın bu sözleri, talimatları Avrupa'dan alan AKP'nin, merhameti, desteği de Avrupa'dan almak için nasıl çaba gösterdiğine dair çok güzel örnek olmuştur.

Ali Babacan'ın sözleri çok büyük gaflettir. Ülkesini Avrupa'ya şikâyet etmesi ve jurnallemesi, Türkiye adına çok büyük talihsizliktir. AKP, buna benzer birçok gaflete ve talihsizliğe imza atmıştır.

Ali Babacan, derdi Müslümanlar olmayan bir partiden Dışişleri Bakanı'dır.

Ali Babacan'ın bu şikâyeti, Müslümanların yaşadığı sorunlar adına değil, Avrupa'nın gayrimüslimler adına yapmış olduğu taleplerde ellerini güçlendirmek adına stratejik bir mesaj şeklidir.

Türkiye'de, bazı takıntılı laiklerin inançlı insanlar üzerinde yarattığı sıkıntılar dışında, Türkiye Müslümanların ibadetlerini gerçekleştirdiği, özgürlüklerini yaşadığı en rahat ülkedir.

Türkiye, sadece Müslümanların değil, diğer dinlere mensup insanlarında inanç ve ibadetlerini rahatlıkla yaşadığı bir yerdir.

Ama Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Türkiye'ye kötü bir imaj verebilmek adına elinden gelen AKP'liliği gösteriyor. Bu AKP'lilik anlayışı, altı yıldır ülkesine kötülemek için her şeyi yaptığı gibi, Avrupa'nın her menfaatini de Türkiye üzerinde uygulamak için aşkla, şevkle çalışmaktadırlar.

Aslında son altı yılda yaşananları değerlendirdiğimizde, bu ülkede inançlı insanların AKP tehdidi altında olduğunu anlarsınız…

AKP, inançları insanları siyasi ve küresel menfaatleri için kullanmakta, onları istismar etmekte ve kirli emelleri için onları ateşe atmaktadır. Takıntılı bazı laiklerde, AKP yüzünden o samimi ve inançlı insanları da, hedefleri içinde görmektedirler.

Gerçek laiklik anlayışının güvencesi altında olan inançlı insanlar, asıl AKP'nin tehdidi ve sömürüsü altındadır.

Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan Türkiye'de, AKP, Müslümanların ülkesini, malını, değerlerini Hıristiyan Avrupa'nın menfaatleri için dönüştürmektedir. Menfaat karşısında, siyasi menfaatleşme sendromudur bu…

Türkiye, Tanrı ile konuştuğunu söyleyip, Müslüman ülkelere işgal saldırıları yapan Bush'un "Eşbaşkanları" tarafından yönetilmektedir. Hal böyle iken Türkiye'deki ve komşu ülkedeki Müslümanlar tehdit ve tehlike altında değil de nedir?

"Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor" diyen Ali Babacan'ın Dışişleri Bakanlığı, AKP iktidarında altı yıldır kimlere hizmet etmiştir?

ABD-AB'nin menfaatlerini Türkiye'de savunan mı yoksa ABD-AB'de nazarında Türkiye'nin menfaatlerini mi savunan mı olmuştur? Bırakın ABD-AB karşısında menfaatlerimizi savunmayı, hiçbir milli meselede, doğru dürüst Türkiye'nin halklarını bile savunmamışlardır. Savunmaları, zaten kuruluş felsefelerine aykırıdır.

Türkiye'nin haklarını savunacak koltukta oturan kişi, Türkiye'yi Avrupa'ya şikâyet ediyorsa, AKP'nin siyasi felsefesi burada kendini gösteriyor demektir.

AKP'nin felsefesinde, ABD-AB menfaatlerini savunmak olduğu için Türkiye'de değil, dünyadaki Müslümanların üzerinde bir tehdit söz konusudur.

"Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor" diyen Ali Babacan keşke, yaşanan sıkıntılar neler onları da sıralasa idi.İşte o zaman, AKP'nin günahlarını daha net görme ihtimali olurdu.

AKP, "hem kel, hem fodul" bir şekilde davranmaktadır. Çözüm makamında ağlıyor, Türkiye'yi koruma makamında iken ülkeyi şikâyet ediyor.

AKP, bu huyundan vazgeçmeyecek şekilde alışmıştır. AKP hizmet ettiği Avrupa'nın kollarına kendini sunmuştur. Her şeyin çözümünü oradan beklemektedirler. Avrupa lobisi de, AKP'nin bu teslimiyetini çok iyi kullanmaktadır.

Türklüğün sönmeyen güneşi, Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: "Efendiler! Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanmıştır. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Hâlbuki hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleri ile ecnebilerin plânları ile yükselebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir."

Mustafa Kemal Atatürk, bunları diyor, bugün onun emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini idare edenler, Avrupa'nın kapısında, Türkiye'yi şikâyet ediyor.

Türkiye'yi ve değerlerini savunmak zaten bunlara kaldı ise çoktan "Fatiha" okumak lazımdır…

Türkiye için "Fatiha" okumamak adına, bu zihniyetten bir an önce kurtulmak şarttır.

Avrupa kapısında dolaşan Ali Babacan gibi hükümetten profilleri görünce, en kısa zamanda bunun gerçekleşmesi, Türkiye adına kazanç olacaktır.


YAZDIR