YARGIYI RAHAT BIRAKIN / Yıldıray Çiçek       8374 okunma - 4-Agustos-2008 Pazartesi

Aylardır beklenen Ergenekon iddianamesinin mahkeme heyeti tarafından kabul edilmesiyle birlikte yeni bir sürece girilmiş durumdadır. İddianamede dehşet bilgiler, tuhaf ilişkiler ve karanlık olaylar zinciri görülmektedir.

Bu iddiaların hepsi yargı aşamasında netleşecektir. Hukuk en iyi netleşme aracıdır. Fakat yazık ki, bu ve buna benzer davaları siyasallaştırmak için yoğun bir çaba vardır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Ben savcıyım" diyerek, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da "Ben de avukatım" diyerek, bu davaları sulandırmak ve kendilerine siyasi menfaat sağlamak için birbirleri ile yarışmaktadırlar.

Hukukun üstüne, siyasi gölge gibi düşmektedirler. AKP'nin kapatma davasından ve Ergenekon adı verilen çete davasından hem AKP, hem CHP elini biran önce çekmelidir.

Bu partilerin birbiri ile kavgasına bakınca, sanki hukuk alanında görülen davalar değil de, siyasi alanda görülen davalar gibi algılanmaktadır.

CHP, AKP'nin kapatılması davasında, AKP de Ergenekon davasında yargıyı işine geldiği gibi değerlendirmekte, etkilemeye çalışmaktadır.

Hukukun kendi işlerliğini engelleyen AKP ve CHP, Türkiye'nin bundan sonra görülecek hukuk davaları için kötü örnek olmaktadır.

Gerek AKP'nin geniş bir alan kaplayan medyası, gerek CHP'nin kendi yazar ve çizerleri adeta mahkeme salonu gibi davranmaktadır.

Hukukun vereceği kararı onlar veriyor, ahkâm kesiyorlar, hayali senaryolarla, hizmet ettikleri siyasi zihniyetlere prim kazandırmaya çalışıyorlar, hal böyle olunca bağımsız yargının vereceği kararlar şaibeli hale geliyor.

AKP, kendi yarattığı medyası üzerinden, kendi siyasi zafiyetlerini aklama mücadelesi vermektedir. AKP, herşeyi Ergenekon üzerine havale ederek, altı yıl içinde Türkiye üzerinde sergilediği yönetim anlayışında hiç suçu ve günahı yokmuş gibi bir kurnazlığı sergilemektedir. AKP'ye neyi sorsanız, Ergenekon çetesine bağlamaktadır.

AKP medyası, Ergenekon Çetesi ve Abdullah Öcalan arasında ilişki olduğuna dair, Ergenekon iddianamesinde yeralan bölümleri spotlar çıkararak kamuoyuna aktarıyor… Vardır, olabilmesi mümkündür. Doğu Perinçek'in, Abdullah Öcalan'a gül verişi bile ve geçmişteki birçok benzer noktaları, bir ilişki göstergesi olabilir… AKP medyasına sormak lazım, o halde AKP içindeki "Sayın Öcalan" diyenleri, PKK ve Abdullah Öcalan'a ait kavramları kullananları, Ergenekon'un neresine koyacağız?

Ne diyordu Öcalan : "Başbakanın kullandığı kavramları daha önce ben kullanmıştım, bu kavramlar bana aittir. Başbakan, bu kavramları aslında biliyor" (10 Aralık 2005)

Böyle bir aklama kurnazlığı içine girmek AKP'ye fayda değil, zarar verecektir. O yüzden AKP ve onun malum medyası hukuku rahat bırakmalı ve savcıları, hâkimleri baskı altına alma huyundan vazgeçmelidir.

Aynı şekilde CHP için de geçerlidir bu…

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin "Türkiye kuşatılmış ve bir yol ayrımına girmiştir. Cepheleşme ve kamplaşma gittikçe pekişiyor derinleşiyor" şeklindeki ifadesi, günümüz Türkiye'sinin fotoğrafıdır.

AKP iktidarı, bu kamplaşma ve kutuplaşmayı yaratan siyasi unsurdur. CHP de yardımcısı rolündedir.

Bu iki partinin kavgasından, Türk devletinin yıpratılmayan kurumu kalmamıştır.

Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, TSK, Yargı, Medya, Emniyet vb. birçok kurum AKP-CHP kavgasından çok büyük yara almıştır.

AKP'ye açılan kapatma davası ve Ergenekon iddianamesi merkezinde gelişen diyaloglar, devleti tamamen yıpratacak boyuta getirilmiştir. Bu duruma derhal son verilmelidir.

Yargının üzerine karabulut gibi çöken AKP ve CHP'nin siyasi bulutları dağıtılmalıdır.

Ergenekon iddianamesi AKP'nin yönettiği, AKP'nin kapatılma davası da CHP'nin yönettiği bir gelişme olmamalıdır.

Recep Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal, artık sadece siyasi menfaatleri düşünme basiretsizliğini bırakmalı ve Türkiye'nin varlığı ve geleceği için hareket etmelidir. Siyasi genlerinin buna müsait olmadığını yaşanan bu kadar olaydan sonra anladık… Ama biz bu çağrımızı, milletin bunları bir kez daha tanıması için yapıyoruz.

AKP ve CHP'nin bu ülkeyi karamsarlığa, bozgunculuğa, kavgaya, krize götüren zihniyetinden kurtulmadıkça, Türkiye'nin düzlüğe çıkması mümkün değildir.

"Ben savcıyım" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan, "Ben de avukatım" diye CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan kurtulma vakti çoktan gelmiştir…

Hem de ilk seçimlerde…


YAZDIR