YILDIRAY ÇİÇEK, CİA, ÜMİT ÖZDAĞ ! / Yıldıray Çiçek       12433 okunma - 21 Kasım 2015

“Eleştiriden korkarsan, bir şey söyleme, bir şey yapma, bir şey olma.” şeklinde bir söz vardır. Bu söz herkesi kapsar ve elbette tek taraflı değildir. Herkesin ağzı varken “senin yok”, herkesin kalemi varken “senin yok” diye bir kural yoktur. Herkes konuşurken duyacağını da hesaba katmalı, herkes yazarken okuyacağını da hesaba katmalıdır.

Bu benim için de, onun için de, şunun için de, bunun için de geçerlidir.

“Ben eleştireyim bana kimse cevap vermesin, ben konuşayım bana kimse cevap vermesin” diye bir anlayış zaten olmaz. Herkesin özgürlüğü kendinedir. Ben de bunun özgürlüğünü yaşayan bir yazarım.

Türk milliyetçisi, Ülkücü yazar olmanın gururunu, şerefini de doya doya yaşıyorum. Kayseri Ülkü Ocakları’nda lise başkanlığı ve ocak yöneticiliğinden, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde ortaöğretim başkanlığından genel sekreterliğe, oradan da MHP Genel Merkezi’nde basın danışmanlığına uzanan davaya hizmette 25 yılımı, geride bırakmış bir yazar olarak, MHP ve Ülkücü Hareketteki gelişmeleri çok yakından takip ediyorum. Gelişmeler karşısında, gereken mücadelemi de veriyorum. Bu mücadelenin tesciliyeti de hakkımda açılan tazminat ve ceza davalarıdır. 1.5 trilyona ulaşmış tazminat davalarının, bir yazar için ne kadar zor bir durum olduğu herkesin malumu olsa gerek. Türkiye’de herhalde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 32 dava açılarak rekoru elinde bulunduran bir yazarım. Ömrümüz ev-parti-adliye üçgeninde geçmektedir.

Bugüne kadar hakkımda iftira suçlamasıyla bir tane dahi dava açılmamıştır. Hepsi kalemimin sertliğinden açılan davalardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, adı geçmeyen yazılara bile dava açarak susturmaya çalışmaktadır.

Tekrar tekrar söylüyorum yüzlerce dava içinde iftira, yalan suçlamasıyla şahsıma açılmış bir tane dava yoktur. En son, adını MHP Genel Başkan Adaylığı için geçirmek amacıyla uğraşan bir zatın Türkiye’de Demirtaş’ı ve HDP’yi ilk öven olmasını "Bu seçim, Demirtaş'ın kişiliğiyle HDP'yi Türkiyelileştirdi. Bu Türkiye için kazanımdır." (30 Temmuz 2014) cümlesiyle köşeme taşımıştım. Yazarlık hayatımda “iftira” suçlaması sadece ondan gelmişti. Bir tekzip, bir yalanlama metni istedim, gelmemişti. Bu haberin tüm linklerini ortaya koymuş ve bununla da yetinmemiş, yazıyı yazan Haber Türk yazarı Muharrem Sarıkaya’yı arayarak “Benim çok yakın dostum olur, hatta 3 kere tekrarladı” demesiyle teyit ettirmiştim. Sonra o zatın sesi kesilmişti.

http://www.yildiraycicek.com/makale/5421/sinan_oganin_hdp_guzellemesi_ve_mhp_hdp_kiyaslamasi.html#.VkwsgPnhDDc

Beni yakından tanıyanlar bilir, doğruyu söylerken bile yüzü kızaran bir insanım. İftira gibi bir alçaklığa asla tenezzül etmem.

Tüm bunları niye yazıyorum?

Son günlerde sosyal medya üzerinde geçmiş yazılarımla alakalı hakkımda yazılanları görünce yazma ihtiyacı hissettim. Konu MHP Gaziantep milletvekili Sayın Ümit Özdağ ve geçmişte onunla ilgili yazdığım yazılar.

Evet Ümit Özdağ, MHP’de muhalif olarak ortaya çıktığı günlerde 5-10 yazı yazmıştım. Ümit Özdağ’ın MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelttiği “62 adet sorunun” yarattığı atmosferde, Ümit Özdağ’ın eleştirilerine cevap niteliğindeydi.

Bu yazılardan birisi de, Sayın Ümit Özdağ’ın ABD Büyükelçisi Ross Wilson’ın MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmesine farklı anlamlar yüklemesine cevaptır. O görüşmede Liderimiz Devlet Bahçeli devlet adamlığı sergilemiş ve Kıbrıs, AB, Irak, PKK, Türkiye'deki ABD karşıtlığı ile yükselen milliyetçilik konularında, ABD Büyükelçisi Ross Wilson’a anlamlı dersler vermişti. (Hepsi kayıt altındadır)

Ümit Özdağ’ın suçlama ve eleştirilerine ben de “CIA’nın alt kuruluşu olan Carnegie Vakfı’nın desteğiyle düzenlediği “Kürt Sorununa Çözüm” konulu toplantı da siz ne geziyordunuz?” şeklinde karşılık vermiştim.

Bu soruyu sormamdaki haber kaynağım ise Yeniçağ Gazetesi’dir. Yani şu an Ümit Özdağ’ın yazarlık yaptığı Yeniçağ Gazetesi eskiden “Büyük Kurultay” adıyla haftalık çıkıyordu.  Orada çıkan haberi referans kaynağı yaparak sormuştum.

“24 Ağustos 1998 tarihli 53. sayısında, ‘Washington Kürt Enstitüsü’nün Temmuz Ayı’nın son haftasında CIA’nın alt kuruluşu olan Carnegie Vakfı’nın desteğiyle düzenlediği “Kürt Sorununa Çözüm” konulu toplantıya katıldığı’ haberi vardı. Bu toplantının diğer katılımcıları da CIA’nın Türkiye Masası eski şeflerinden Graham Fuller, uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Bürosu'nda, Güney Avrupa Yakındoğu şefi olarak çalışmış olan Alan Makovsky, Kürt Devleti kurulmasının yararlarını birçok yerde anlatan Profesör Michael Gunter, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Robert Filmore, eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana, Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan, Türkiye’den yine Doğu Ergil ve Avrupa ve Amerika’dan birçok Kürt katılmış”

Ümit Özdağ bu toplantıya merakından katıldığını söylemektedir. O toplantıda yaşananları o haber içinde de anlatan kendisidir. İşte bu meraktan katıldığı toplantılar, sonradan söylediği sözlerin muhatabı olmuştur.

Ümit Özdağ-CİA konusu budur. Yoksa “elimde şu belge var, bu belge var. Ümit Özdağ CİA ajanı diye” bir yazım yoktur. Haber kaynağım, şu an MHP’ye kudurmuş gibi saldıranların gazetesi Büyük Kurultay (Yeniçağ) gazetesidir.

 “Eleştiriden korkarsan, bir şey söyleme, bir şey yapma, bir şey olma.” sözünü de bunun için söyledim. Ümit Özdağ böyle bir eleştiri yapınca, bu da benim kendi demokratik hakkım olmuştur. Derdi, sıkıntısı olan gitsin Yeniçağ gazetesine “Bu toplantıyı niye haber yaptın?” diye sorsun. Benim “Ümit Özdağ-CİA” konulu yazımın haber kaynağı o gazete ve o haberdir.

O dönem Ümit hoca hiçbir yazıma dava açmamış, tekzip de göndermemiştir.

Sonra gün geldi 2010 yılında MHP Lideri Devlet Bahçeli  “Millet ve Devlet Bekası İçin "GÜÇ BİRLİĞİ" adı altında MHP içinde kendini muhalif nitelendiren ama özellikle 12 Eylül 2010 referandumunda “Hayır” duruşu sergileyen birçok kişiyi geçmişte ne yaparsa yapsın, geçmişte ne söylerse söylesin MHP’ye davet etti, onlarla tek tek görüştü ve partide onlara hizmet imkânı verdi.

İstişareye çok önem veren MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli o günlerde şahsıma da “Millet ve Devlet Bekası İçin "GÜÇ BİRLİĞİ" adı altında davet edilenlerin nasıl olacağı konusunda fikrimi sorduğunda ben de “Derlenme-toparlanma” adına anlamlı olacağını arz etmiştim…

Hatta o günlerde şahsıma hakaretlerde bulunmuş, Tempo dergisinde “Yokluk delikanlıyı bozar” şeklinde aşağılamaya çalışmış, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye ağır hakaretler eden Ozan Arif’in bile davet edilmesinin faydalı olacağını arz etmiştim. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de görüşümü uygun görerek Ozan Arif’i telefonla arayıp davet etmişti.

Ozan Arif ki, “Köpek, yanındaki enikler, it, işgalci kargalar….” Gibi hakaretleri ağzından düşürmemiş ve bu hakaretlerinden dolayı mahkemece cezalandırılmış birisiydi.

Hareketin birliği, dirliği adına herşeyi ama herşeyi unutmuştuk. Nefsimizi değil, davamızı düşünmüş, davanın gereğini yapmıştık. Ortada ne kongre hesabı, ne başka bir şey vardı. Sadece birlik ve beraberlik düşüncesi… Bu konuya şahit olan Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’dir. Bu yaşananları Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, Ozan Arif’e aktarmış, Ozan Arif bile bu duruma çok şaşırmıştı. Ama Ozan Arif hala küfür ve hakaretle kendini ifade etmeye çalışıyor. Yazık ki, ne yazık…

Edep olmayınca, ahlak olmayınca neyin davası olacak ki?

Tekrar Ümit Özdağ konusuna dönmek istiyorum.

Sayın Ümit Özdağ partiye tekrar dönen isimlerden biri olmuştu. Hatta o günlerde (Yıl 2010) MHP Özel Kaleminde karşılaştığım Ümit Özdağ bana “Türkiye’nin en büyük polemik yazarı olduğumu, benim Türkiye genelinde daha çok okunmam gerektiğini” ifade etmişti. Dahası, başka bir gazetede yazarlık yapmam için teklifte bile bulunmuş ve “bunu da birazdan Sayın Genel Başkana da ileteceğim” demişti.

O günlerde "Devlet Bahçeli'yi savunmak, Anayasa'nın ilk 3 maddesini savunmaktır" (12 Nisan 2011/KONYA) açıklamalarını yapıyordu.  Aday olduğu İstanbul’dan milletvekili olamayınca bir yıl sonraki MHP kongresinde de “Devlet Bahçeli değişmelidir” diyerek başka bir MHP Genel Başkan adayını desteklemiştir.

O zaman da “ANAYASAYI SAVUNMAKTAN VAZGEÇEN ÜMİT ÖZDAĞ!” başlıklı yazı yazmıştım. 7 Haziran seçimlerinde MHP milletvekili adayı olduğunu bildiğim halde yine de bu yazımı “Medyada Düşürülmüş Maskeler” isimli kitap da “Tarihe not olarak düşülsün” düşüncesiyle yayınlamıştım. Çünkü benim çekineceğim, korkacağım bir şey yok… Yazım ortada, sözüm ortada…

http://www.yildiraycicek.com/makale/3672/anayasayi_savunmaktan_vazgecen_umit_ozdag.html#.VkxP1vnhDDd

Ümit Özdağ 2011 yılında MHP milletvekili adayı oldu, Ümit Özdağ 7 Haziran 2015’de MHP’den milletvekili seçildi, 1 Kasım 2015’te ise yeniden Gaziantep'ten 1. sıradan aday gösterildi ve bir kez daha milletvekili seçildi. O zaman hiç bizim eski yazılarımızı ortaya çıkarmayan bazı soytarılar, Ümit Özdağ ne zaman ki MHP Genel Başkan yardımcısı oldu, işte bu soytarılar samimi Ülkücüleri akıllarınca etkileyebileceklerini düşünerek harekete geçti. Dertleri benim geçmişteki yazılarım değil, kendileri MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik bu kadar saldırırken Ümit Özdağ’ın onların çirkeflikleri yanında yer almadan yönetimde yer almasıdır. MHP’yi ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu politikaları savunmasıdır.

Bundan önce MHP Genel Başkan Adayı olan, adaylığa adı geçmiş ve adı kirli -çıkar ilişkilerine bulaşmayan herkes milletvekili adayı yapılmıştır. 7 Haziran’da ve 1 Kasım’da milletvekili adayı yapılmayan bu manada adı geçen bazı kişilerin haline bakın, meselenin ne olduğu çok net anlaşılır.

MHP LİDERİ SAYIN DEVLET BAHÇELİ’YE ÇOK AÇIK ÇAĞRI

Bence MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “MHP zarar görür” düşüncesiyle açıklamadığı bazı gerçekleri, MHP’ye vereceği zararın boyutunu da hesap ederek ihraç edilen ve aday yapılmayan bazı kişilerle ilgili artık açıklamalı ve tartışmalara son noktayı koymalıdır.

KORAY AYDIN CEMAATÇİ Mİ?

Bir başka konu da benim Sayın Koray Aydın ile ilgili kongre süreçlerinde yazdığım yazılarla alakalıdır. Onu cemaatçi olarak suçladığıma yöneliktir. Benim hiçbir yazımda “Sayın Koray Aydın cemaatçidir” ifadem olmamıştır. Ama Koray Bey çıktığı televizyon programlarında "Cemaatle iyi geçineceğiz, Tüm cemaatlere yakınım.” açıklamalarını bizzat kendisi yapmıştır. Kendisine en yakın adamlarının Abant toplantılarına katılıp “Türkiyelilik” kavramlarını sahiplendiği arşivlerde mevcuttur.

http://www.yildiraycicek.com/makale/5560/nazif_efendi_okumus_ama_adam_olamamis.html#.VlAbQfnhDDc

MHP Genel Başkan adayı olduğunu dönemde eleştirimin ana teması, Koray Aydın’ın Zaman gazetesinin kuruluş resepsiyonuna gidip orada yaptığı "25 yıl dile kolay. Zaman'ın bu hale gelmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bundan sonraki dönemde de kendilerine başarılar diliyorum. " açıklamasıdır. Bu ziyareti ve açıklamayı yapması,  AKP-cemaat ittifakı sürerken ve cemaatin MHP’ye en çok saldırdığı dönemde gerçekleşmiştir. 12 Eylül 2010’da gerçekleşen referandumdaki saldırıların ve MHP’ye kaset tezgâhlarının sıcaklığını koruduğu dönemlerde olmuştur. Zaman Gazetesi’nin o resepsiyon daveti tüm MHP milletvekillerine, yöneticilerine yapılmıştı. Ama sadece Sayın Koray Aydın gitmişti. Tekrar tekrar söylüyorum cemaatin MHP’ye en ağır saldırıları yaptığı dönem maalesef bu gerçekleşmişti.

Şimdi bazıları, “MHP’li bazı yöneticiler de cemaatin medya organlarını ziyaret etti ve cemaatin televizyon ve gazetelerine kayyum atanması konusuna tepki gösterdi” diyecek. “Basın özgürlüğü” için yapılan açıklamalarla diğer konuları birbirine karıştırmamak lazım.

Bizim ayırmamız gereken konu, cemaat MHP’ye düşmanca saldırırken mi yanında yer almak, yoksa cemaat AKP ile mücadele içindeyken, MHP’ye saldırılarını bırakmışken mi? Ama ne yapıyorsak da ölçülü olmalıyız. Önceliğimiz, MHP’nin misyonunu ve Ülkücü çizgiyi korumaktır.

Sayın Koray Aydın’ı eleştirdiğim konulardan bir diğeri de, 2009 yılında imza toplayıp MHP’ye Kayyum atattırma girişimi, 2009 yılında “MHP’ye oy vermeyin Devlet Bahçeli’yi gönderelim” şeklinde tam sayfa ilan yayınlayan Yeniçağ gazetesiyle olan ilişkileri ve 3 Kasım seçimlerinde yolsuzluk iddialarına adı karışıp görevden ayrıldığında MHP’ye halk nezdinde verdiği zarardır. MHP 3 Kasım 2002 seçimlerinde % 1.5 daha oy alsa barajı aşacaktı. Koray Aydın yıllar sonra AKP iktidarında yüce divanda aklanmıştır. O günlerde yaşanan tartışmaların verdiği zararın bedelini 3 Kasım 2002 seçimlerinde MHP ödemiştir. Ama işte Türkiye’nin değişik bir haline AKP iktidarı sayesinde şahit oluyoruz. Hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete tepeden aşağıya herkes bulaşıyor ama hala tek başına iktidar koltuğunda oturuyor. Buna rağmen Koray Aydın AKP iktidarında yüce divandan aklandığı halde ağzını açan AKP’li embesiller hala “MHP deprem paralarını yedi” diye propaganda yapıyor.

Sayın Koray Aydın’a yaptığım eleştirilerin özeti bunlardır. Hiçbir yazımda iftira ve yalan yoktur. Yazdığım yazılardaki bu isimlere yönelik eleştirilerim hep somut olaylar üzerinden olmuştur.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Koray Aydın’ı tüm bunlara rağmen bugüne kadar hiç dışlamamış ve 2011 yılından bu yana Trabzon’u ona teslim ederek hep milletvekili yapmış ve 7 Haziran seçimleri sonrası da TBMM Başkan vekilliği görevine getirmiştir.

Bu günlerde kendine yol açmak için, geçmişte yazdığım yazıları kullananlara bakın sadece siyasi hesap yapanlardır. Ben her yazıma, her cümleme sahip çıkıyorum. Gerekçe ve kaynaklarımı da ortaya koyuyorum.

“Yazma” diyorsanız yazmayacaksınız, “konuşma” diyorsanız konuşmayacaksınız… Ben sabah kalkıp “Bugün kime yazayım” diye tombala çekip, çıkan isme yazı yazmıyorum. Tekrar tekrar söylüyorum yazılarımın büyük bir kısmı cevap yazısıdır.

Oldu!

Sen yaz ”kimse bana yazmasın” de,

Oldu!

Sen konuş “kimse bana konuşmasın” de…

Hayırdır kendinizi kutsanmış mı sanıyorsunuz?

Bugünlerde MHP’ye ve Lideri Devlet Bahçeli’ye saldıranların ilişkilerine, geçmişine, karakterine bakın, zaten herşeyi çok net anlarsınız. Sosyal medyada onlarca sahte sayfa açarak MHP’ye ve Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırıyorlar. Sessizlik hâkim olduğunda bakın, kimin ne olduğu çok net anlaşılacaktır.

İftira ve alçaklık olmadan herkes konuşsun, herkes yazsın…

O zaman kimin ne olduğu, ne olmadığı çok net anlaşılacaktır.

(Solcu olup)Ülkücü geçmişi olmayanların, “Ülkücü değilim” diyenlerin, parti parti gezmişlerin MHP Genel Başkan adaylığının konuşulduğu şu günlerde, Ülkü Ocakları çizgisinden gelen, MHP’den başka yuva bilmeyenlerin asıl demokratik hakkını kullanması, MHP’nin demokrasisini zenginleştirecektir. Çok açık mesaj oldu değil mi?

“Sağduyu” zaten MHP’de hep kazanan olmaktadır.



YAZDIR