İÇİMİZDEKİ EMRAH SERBES'LER VE TRAFİK TERÖRÜ / Yıldıray Çiçek       267 okunma - 16 Ekim 2017

Ülkemizde "trafik terörü" denilen bir tanım vardır.

İnsanlarımız terör örgütlerinin saldırısından daha çok, trafik kazalarında hayatını kaybettiği için bu tanım kullanılmaktadır. Türkiye, dünyadaki trafik kazalarında ilk on ülke arasında yer almaktadır. Bir yıl içinde 3500-4000 arasında sayıya ulaşan vatandaşımızı trafik kazalarında kaybediyoruz. Türkiye'de yollar genişlese de şeritler artsa da kazalardaki ölümler yine binlerce olmaktadır.

Mesela 2007 yılındaki trafik kazasında toplamda 5007 kişi hayatını kaybetmiş, 2016 yılında da 3493 kişi…

Azalma var, ama aradaki yıllar içinde de ölüm sayısı hep 3000 ile 4500 kişi arasında olmuş.

Kazaya neden olan kusurlar içinde sürücü kusurları %89,6 ile ilk sırada olması da, yollar ne kadar genişlese de, şeritler ne kadar artsa da değişmemektedir.

Trafik kazalarında binlerce ailenin ocağına ateş düşmektedir.

Geride yetimler, öksüzler, dullar kalmakta, binlerce aile yuvası yok olmaktadır. Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi de gerçekten trafik terörüdür.

Trafikteki kazaların %89,6'nun sürücü hatalarından olduğu düşünülürse, siz ne kadar usta şoför olursanız olun, karşı tarafın dikkatsizliği de gelip sizi bulabiliyor.

O yüzden trafikte asıl felsefe "Dikkatsizlere dikkat etmek" oluyor.

Bugün niye her zamanki konulardan değişik bir yazı konusunu ele aldım? 

Çünkü haftalardır, ünlü dizi Behzat Ç.'nin ve birçok sinema filminin senaristi Emrah Serbes'tin karıştığı trafik kazası ve sonrasında yaşanan rezaletler gündemden düşmemesi bu yazıyı yazmamı tetikledi. Bir aile yok oldu. Anne, baba ve kız hayatını kaybetti. Ama biz haftalardır Emrah Serbes'tin kaza ile ilgili yazdığı ahlaksız senaryosunu izliyoruz.

Emrah Serbes, önce kaza anında yanında bulunan arkadaşının üzerine anlaşmalı olarak kazayı yıkmaya çalıştı. Sonra baktı ki, deliller kendini vuracağı için, olayı sosyal medya hesabından itiraf ederek teslim oldu. Çünkü savcının şüphesini hissetti ve vicdanlı vatandaş rolüne büründü. Emrah Serbes kazadan sonra hastaneye gitmeyi kabul etmiyor ve alkol testi yaptırmıyor. Orada bulunan bir vatandaşın telefon ihbarıyla olay yerine gelen 112 görevlisi, ifadesinde "Emrah isimli şahsı muayene ederken şahıstan alkol kokusu alıyordum. Bu sırada aracı kimin kullandığını sordum. Bana 'aracı yanımda bulunan arkadaş kullanıyor' dedi.  Kendisine hastaneye gidip gitmeyeceğini sordum. O da gitmek istemediğini beyan etti." diyerek olayı zaten baştan çözmüştü.

Emrah Serbes de vicdanın olmadığını zaten bu olayda kendini hissettirmiştir. Eğer savcının şüphesini görmese, savcı detaylı araştırmaya girmese arkadaşını kendi yerine cezaevinde yatıracak, kendisi kurtulma yolunu seçecekti. 

Teslim olduktan sonra adliyeden çıkarılırken bir de "Benim soyadım Serbes, sonunda 'T' yok, bundan sonra benim sonumda hiçbir şey yok"  şeklinde şov yapması tam bir senarist olduğunu göstermiştir.

Adamın soyadının sonunda (T) yok ama  ayrıca vicdanda, ahlakta yokmuş!

Emrah Serbes aslında bu tür kazalara örnek bir semboldür.

Emrah Serbes biraz tanınır olduğundan gündemde bu kadar çok yer aldı.

Türkiye genelinde buna benzer neler yaşanıyor, neler…

Trafik kazalarını önlemeye yönelik maalesef caydırıcılık yoktur.

Özellikle de içki ve uyuşturucu madde kullananlar, eğer direksiyon başına geçip, trafiğe çıkıyorsa zaten direkt cinayete teşebbüs suçu işlemektedir. "6 ay, 2 yıl, 3 yıl ehliyetini elinden alırım" demek, 2 yıl hapis cezası denildiği halde kimseye uygulamamak, alkol ve uyuşturucu kullanıp trafiğe çıkanları cesaretlendirmektedir.

Bir adam silahla cinayet işlese fazla ceza alıyor, ama aynı cinayetini arabayla çarpıp işlese, daha az ceza alıyor.

Alkol ve uyuşturucu kullanıp, trafiğe çıkan kim varsa, kaza yapmasa dahi en ağır hapis ve para cezaları almaları gerekmektedir.

Önce kendi canını, sonra başkalarının canını yakmak için alkol ve uyuşturucu kullanıp yola çıkanlara daha büyük cezalar verilmezse, canlar yanmaya, yuvalar yok olmaya devam edecektir.

Mevcut cezalar caydırıcı değildir.

Caydırıcı olmayacağı için alkol ve uyuşturucu kullanıp, yollarda potansiyel katilleri görmeye devam edeceğiz.

Yollara konulan polis ve jandarma maket trafik araçlarıyla caydırıcılık oluşturmak, mizahtan başka bir şey değildir.

2-3 hafta önce TEM otoyolu Düzce kesimi Gümüşova rampaları mevkiinde meydana gelen kazada alkollü sürücünün kullandığı otomobilin gelip, o maket araçlarından birine çarpması da ayrı bir trajedidir.

Caydırıcılığın başlıca yolu, ağırlaştırılmış cezalar vermek ve trafikte insan öldürmenin basit olmadığının herkese göstermek olmalıdır.

Öyle çaydırıcı cezalar olmalıdır ki, bir şoför yola çıkarken alkol kullanmayı bırakın, alkol şişesini ve kadehini eline dahi alamamalıdır.

Türkiye'deki herkesin can güvenliği için bu şarttır.

Türk ceza kanunu buna göre yeniden şekillendirilmelidir.

İçimizde potansiyel katil olarak dolaşan Emrah Serbes'leri durdurmanın yolunu ağır cezalardır.

Yoksa herkes senarist olmak için yol ve yöntem buluyor.

Olan giden canlara oluyor.



YAZDIR