İLKER BAŞBUĞ'UN HAFIZASI VE TAKINTISI / Yıldıray Çiçek       662 okunma - 29 Kasım 2017

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, aynı konu üzerinde hem yanlış değerlendirmelerde bulunmaya hem de büyük ayıp işlemeye devam ediyor.

Konu: FETÖ mücadelesi

Sayın İlker Başbuğ'un ya hafızasında bir problem var, ya da MHP ile ilgili tam açıklayamadığı bir takıntısı var.

Geçtiğimiz sene "İLKER BAŞBUĞ'A YAKIN TARİH HATIRLATMASI!" başlıklı bir yazı yazarak, bu problem ve takıntılarına cevap aramıştım. Ama hafızasında mı yoksa takıntısında mı problem onu hala çözebilmiş değiliz.

İlker Başbuğ ısrarla MHP'nin FETÖ karşısında mücadelesini, duruşunu görmemezlikten geliyor.

İlker Başbuğ bunu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, gazete ve televizyonlara yaptığı "2012'den bugüne kadarki dönemde, FETÖ'ye karşı şimdiki Cumhurbaşkanı tek başına mücadele veriyor. 15 Temmuz öncesindeki süreçlerde Cumhurbaşkanın bazı konularda yalnız bırakıldığı kanaatindeyim. Tek başına mücadele verdi." şeklindeki açıklamasıyla göstermişti.

Daha sonrada TBMM'ndeki "FETÖ ve 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na" verdiği "Bu dönemde sayın cumhurbaşkanı tek başına mücadele ediyor. 2008-2010'da da ben tek başıma mücadele ettim. İster 2012 deyin ister 2014 deyin, ben 2012'den başlatıyorum. Herkes Cumhurbaşkanının bu mücadelesine ayak uydursaydı 15 Temmuz'a a gelir miydik, gelmezdik. " şeklindeki açıklamasıyla bu düşüncesini sürdürmüştü.

Bu mücadelede MHP'nin ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin adı nerede?

Türkiye'de FETÖ'nün her taşın altından çıkmaya başladığı süreçte "Bazı dava süreçleriyle ilgili arama kararları, gözaltı ve tutuklamalar, yasa dışı telefon dinlemeleri ve yargı organlarının tartışmalı tasarrufları adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı kanaatinin toplumda giderek yer etmesine yol açmıştır. Son olarak dava süreçlerinin ilahiyat fakültelerimizin değerleri hocalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesine çalışılması bu yöndeki endişeleri daha da arttırmıştır. Bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen ve cemaatinin bunların arkasında olduğu düşüncesi yaygınlaşmıştır. Bu gelişmeler Fethullah Gülen'i ve cemaatini zan ve töhmet altında bırakmaktadır. Bu konudaki gerçeklerin biran önce inandırıcı biçimde ortaya konulması ve kamuoyundaki endişe ve tereddütlerin giderilmesi bu bakımdan önem taşımaktadır."  açıklamasını herkesten önce 31 Mart 2011 tarihinde yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli'dir.

İlker Başbuğ'un verdiği tarihlere, bir de MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Fethullah Gülen ve cemaatinin adını vererek, suçlarını sıralayarak yaptığı açıklamanın tarihine bakar mısınız?

MHP ile FETÖ arasındaki asıl kavga 12 Eylül 2010 referandum sürecinde başlamıştı. O kavga başladığında AKP'nin tüm yöneticileri MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye saldırıya geçmişti. İlker Başbuğ bu mücadelede MHP'yi niçin gölgelemeye ve gizlemeye çalışmaktadır?

17-25 Aralık operasyonu olduğu güne kadar AKP'nin FETÖ'ye karşı hiçbir mücadelesi olmamıştır. İlker Başbuğ'un anlamadığı yahut bilinçli gizlemeye çalıştığı budur.

İlker Başbuğ, geçen yıl ortaya koyduğu düşüncesini, geçtiğimiz gün bu sefer Deniz Baykal üzerinden tekrarlamıştır.

İlker Başbuğ, Deniz Baykal'ı yattığı hastanede ziyaret etmiş ve çıkışta da şu açıklamaları yaparak hatalarını sürdürmüştür: Türk Silahlı Kuvvetleri özellikle 2007 yılından itibaren gerçekten büyük komplolarla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte Sayın Deniz Baykal hiç tereddüt etmeden bu komplolara karşı pozisyon aldı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yanında yer aldı ve bizi her zaman destekledi. Aynı süreçte yaşananlara bir defa daha baktığımız zaman aslında başkaları da bu komploların olduğunu biliyorlardı fakat 'Fetullah Gülen bize bir şey yapar mı?' korkusuyla sessiz kalmayı tercih ettiler. Bir kısmı da, Türk kamuoyunun çok yakından bildiği gibi adeta bu komploları desteklediler ve bugünlere geldik. Dolayısıyla ifade etmek istediğim şudur; Deniz Baykal'ın Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürütülen komplolar karşısında almış olduğu tavır, silahlı kuvvetlere verdiği desteği ve silahlı kuvvetlerin yanında olmasını bizler hiçbir zaman unutamayız ki o süreçte kendisi de bu davranışları nedeniyle ağır sataşmalara, ağır taarruzlara maruz kaldı. Bizler bu açıdan özellikle Deniz Baykal'a karşı şükran borçluyuz."

***

Geçen sene "Cumhurbaşkanı Erdoğan tek başına mücadele ediyor" diyordu, bugün ise "Deniz Baykal tek başına mücadele etti" diyor.

Yine asıl mücadeleyi yapmış MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin ismini zikretmiyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, o mücadele içinde Deniz Baykal'a ve MHP'li bazı yetkililere yapılan kaset tezgâhının başaktörü FETÖ mensubu İbrahim Faruk Bayındır'ın ismini deşifre etmişti. O ismi 6 yıl önce MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından deşifre edilen İbrahim Faruk Bayındır, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tabut içinde ülkeden kaçmıştı.

Ama İlker Başbuğ'un "FETÖ'ye karşı mücadele eden" olarak gösterdiği Deniz Baykal kendisine kaset tuzağı kuranlar için "ABD'den, Pensilvanya'dan gelen üzüntü mesajının samimiyetine inanıyorum." demişti. 2016 yılında bu konuda yine "Fethullah Gülen'den şüphelenmiyorum" açıklamasını yapmıştı. Bu nasıl mücadele oluyor İlker Başbuğ?

Deniz Baykal'ın Fethullah Gülen'in adını vererek yaptığı bir tane eleştirisi yoktur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Deniz Baykal'ın elbette varsa bu konuda doğruları, mücadelesi ifade edilebilir. Ama olayları, tarihleri karıştırmamak lazımdır.

İlker Başbuğ'un FETÖ mücadelesini ilk başlatan ve tutuklandığında kendisini cezaevinde ziyaret eden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye karşı çok açık bir nankörlük yapmaktadır. Bu yaptığı ayıptır, nezaketsizliktir. 

Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış birine bu karakter yapısı yakışmamaktadır. 

İlker Başbuğ'un hafıza kaybı varsa bu tür değerlendirmelere asla girmemelidir.

Yok, eğer MHP'ye karşı bir takıntısı varsa da bunu artık açıkça ifade etmelidir.

MHP'nin İlker Başbuğ'un şahitliğine ihtiyacı yoktur.

Ama İlker Başbuğ'un biraz vefalı ve nezaketli olma ihtiyacı vardır.

 

DEVLET BAHÇELİ’NİN FETÖ MÜCADELESİ

https://www.facebook.com/bozkurtcapsresmi/videos/1914021612183220/



YAZDIR