BİZE ARKADAŞINI SÖYLE SİNSİ ADAM! / Yıldıray Çiçek       491 okunma - 01 Ocak 2018

"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim" şeklinde bir atasözümüz vardır. Daha net içerik anlamı da "kimlerle arkadaşlık yaparsanız, kimlerle oturup kalkarsanız, onların ahlâkından size, sizin ahlâkınızdan onlara bir şeyler geçer. İnsan, beraber bulunduğu kişilerden etkilenir"  şeklindedir.

Bu atasözünü kime mi bağlayacağız? 

Bağlayacağımız kişi Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk'tür. 

Kemal Öztürk, AKP'nin gazetesi Yeni Şafak'ta sinsice Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapan birisidir. Bu yönü elbette AKP'nin kendisini ilgilendirir.

Bu düşmanlığı sinsice yaparken, MHP'ye olan nefretini yansıtması da bizim meselemizdir.

Biz kendi meselemizi ve bunun sebebini irdeleyeceğiz bu yazımızda…

Kemal Öztürk geçtiğimiz hafta içinde "AK Parti'nin OHAL krizi" başlıklı bir yazısında şu cümleleri yazdı:

"Hükümet bu tür krizlerde, MHP lideri Bahçeli'nin hamaset dolu, ayrıştırıcı üslubuna değil, sağduyusuna, bilgisine ve tecrübesine güvendiği insanların sesine kulak vermeli. "KHK'da hukuk tekniği açısında sorun var." diyen herkesi, "FETÖ'cü, bölücü" ilan etmek de nereden çıktı? Bu düzeysizliğe, ayrıştırıcı üsluba kapılmamalı AK Parti. Bir de şunu merak ediyorum: Abdullah Gül hükümet icraatları hakkında her konuştuğunda, neden Devlet Bahçeli hemen ortaya atılıp Gül'ü eleştiriyor? Bahçeli hükümet sözcüsü oldu da haberimiz mi yok?"

***

Bu cümlelerde bir Bülent Arınç havası sezmiyor musunuz?

"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim" atasözünü hatırlatmamızda işte bu yüzdendir. Kemal Öztürk, Bülent Arınç'ın eski basın danışmanıdır.

Kemal Öztürk, Bülent Arınç'a danışman olma sürecini kendi ağzından şöyle anlatmıştı:  İktidar değişikliği olunca Ankara'da danışman arayanlar çoğaldı. Bir aracı oldu, düşünür müsünüz diye. Bülent Arınç aradı, "Gelin bakalım konuşalım" dedi. Gittik ilk görüşmede bir elektrik oluştu işin doğrusu. Bir konuşma metni istedi. 23 Nisan'da ilk mecliste konuşma yapacaktı. O konuşmayı dört kişiye daha yazdırmış. "İlk Meclis" belgeselini yapmasaydım o konuşmayı öyle yazamazdım. Bülent Bey beni üç ay denedi azizim. Konuşma metni yazdırıyor, politik sorular soruyordu. Danışman olduğumda her hafta rapor verirdim kendisine. Bu hafta yaptığınız iletişim hataları. "Bunları benim yüzüme oku" dedi. "Hadi canım sen de" demeden sabırla dinlerdi. Muhteşem bir zekası vardır tabii. Bir hatayı ikinci kere yapmadı. Danışmanı kullanma konusunda muhteşem bir yeteneği vardır. Onun ilk devlet deneyimi, benim ilk danışmanlık deneyimim. Böyle birbirimize, etrafa çarpa çarpa ben danışmanlığı öğrendim, o da devlet yönetimini öğrendi.

***

Geçtiğimiz ay Bülent Arınç "AK Parti MHP'lileşmemeli. Benim MHP'nin anladığı anlamda milliyetçiliğe itirazım var" demişti. Şimdi o sözlerle eski danışmanı Kemal Öztürk'ün yazısındaki cümleleri yanyana getirin bakalım bir fark görebilecek misiniz?

Kemal Öztürk'ün asıl derdi Recep Tayyip Erdoğan'ladır.

Kemal Öztürk, Anadolu Ajansı Genel Müdürü iken 2014 yılında görevinden istifa etmek durumunda kalmıştı. Daha sonra 7 Haziran seçimlerinde AKP'den milletvekili aday adayı olmuş ama listelere girememişti. Listeye giremeyişini bazı yazarlar Bülent Arınç'a yakınlığından kaynaklandığını yazmış, Kemal Öztürk'te bunu teyit eden açıklamalar yapmıştı.

Kemal Öztürk, milletvekili yapılmayışını içine çok dert edinmiş olmalı ki, her fırsatta AKP'ye akıl veriyor gibi yaparak, aslında AKP'nin darbe almasını istemektedir. Kemal Öztürk'te bir Recep Tayyip Erdoğan nefreti oluştuğuna inanıyorum. Onu düzenli takip edenler, hem köşe yazılarından, hem televizyon ekranlarından çok net bunu görecektir.

Mesela MHP AKP'yi ve AKP üzerinden Türkiye'yi hangi kötülüğe götürmüş ki, Kemal Öztürk AKP-MHP yakınlaşmasından rahatsızlık duymaktadır?

Son çıkartılan KHK'ya tüm FETÖ'cüler niçin feryat etmektedir? 

15 Temmuz darbe girişimine direnen, bedel ödeyen insanların hukuki olarak güvence altına alınmasından kimler rahatsız olur?

FETÖ konusunda en çok hassasiyeti olan MHP Lideri Devlet Bahçeli buna cevap veriyorsa Kemal Öztürk niçin rahatsız olmaktadır?

"Devlet Bahçeli, Abdullah Gül'ü niye eleştiriyor? Bahçeli hükümet sözcüsü oldu da haberimiz mi yok?" diyen Kemal Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan'da Abdullah Gül'ü "Geçmiş Cumhurbaşkanımızın da, burada kalkıp maalesef bir muğlaklıktan bahsetmiş olması üzücüdür. Neye dayanarak siz böyle bir muğlaklıktan bahsediyorsunuz? Hangi madde sizi bu muğlaklığa itebiliyor? Bu üzücü olmuştur. Kendileri tarafından yapılan o açıklama, aldığı retweet'lerle süreci çok farklı bir yere doğru işletmiştir." Sözleriyle eleştirmiştir? 

Daha sonra partisinin bir kongresinde de "16 Nisan'da da bugün bu kampanyaya katılanlar, o zaman 'evet' demediler, 'hayır' dediler. Nasıl oluyor da bir anda gidip Bay Kemal'in kayığına biniyorsunuz? Bazı dava arkadaşlarımıza yazıklar olsun..." şeklinde eleştiri dozajını artırmıştır. 

Hadi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da sinsi sinsi düşmanlık yapma, bu konu üzerinden açıktan eleştirsene Kemal Öztürk…

Mesela Kemal Öztürk yürekten AKP'li olsa, Recep Tayyip Erdoğan'a zerre sevgisi olsa "Hayır Bloku" olarak kendini ifade eden CHP ve HDP yancısı Meral Akşener'in kurduğu partiyi "Türk siyasetinde yeni bir siyasal açılım, yeni bir parti, bir ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla İYİ Parti'ye olan ilginin önemli kısmının, siyasette çaresizlikten kaynaklanan bir ilgiden olduğunu düşünüyorum. Seçmenlerin bir arayışı var. Bu da, siyasette açılım arayan bir kitleyi oluşturdu." Şeklinde ekranlarda kutsar mıydı? 

Kemal Öztürk'ün bahsettiğimiz yazısı OHAL ve KHK üzerinden Recep Tayyip Erdoğan'a düşmanlık, doğrularda çelik iradeli bir şekilde duruş sergileyen MHP'den nefret yazısıdır.

Kemal Öztürk sahibinin sesidir.

Yani Bülent Arınç'ın ağzıyla yazmakta ve konuşmaktadır.

AKP'de çok sinsi bir şekilde Abdullah Gül, Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu hareketliliği vardı.

Şimdi kartlarını daha açık oynamaya başladılar. Kemal Öztürk'te bu ekibin sinsi propagandasını yapıyor ve alt yapısını hazırlıyor.

Bülent Arınç ile Ahmet Davutoğlu'nun kamuoyuna açıkladıkları MHP rahatsızlıklarıyla, Kemal Öztürk'ün MHP'den rahatsızlığı şimdi birebir örtüşüyorsa bu tesadüf değildir. Kemal Öztürk'ün Abdullah Gül'e sahip çıkması, onu MHP karşısında korumaya çalışması da bilinçli bir çabanın ürünüdür.

Oysa bu Kemal Öztürk, Bülent Arınç'tan sinyal almadan ve sinsiliğini bu derece açığa vurmadan öncede AKP-MHP ilişkisi hakkında şunları yazıyordu: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın epey zamandan beri millilik ve yerlilik vurguları, teröre karşı amansız tavrı, milleti yücelten söylemi, milliyetçi duygulara yüklenmesi, sanırım MHP tabanının gönlünü fethetmeye yetmiştir.

Buna karşılık, Bahçeli'nin dış politika söylemi, teröre karşı tutumu, milli ve yerlilik vurgusu, AB ve ABD'ye karşı ifadeleri, son olarak da Erdoğan'a karşı gösterdiği sahiplenme, AK Partili tabanın ona da, "Devlet Reis"demesini haklı çıkarmıyor mu?

Yani iki liderin iç ve dış siyasetteki tutumu neredeyse aynı. İki lider de merkeze doğru kayıp, ortak bir yerde buluştular sanki. Bu yüzden tabanlar da kaynaşıyor."

***

Bir yıl önce Yeni Şafak'ta bunları yazan kişiye birden ne olmuştur da, yazdıklarının tam tersini yazmaya ve konuşmaya başlamıştır?

İşte biz bu yüzden Kemal Öztürk'e "Bize arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyelim" diye boşa demiyoruz. Arkadaşını da, kendisinin kim olduğunu da bu yazıyla söylemiş olduk.

Kemal Öztürk'ün her yanından sinsilik akıyor.

Dikkatli bakan herkes bunu görecektir.

 



YAZDIR