İRAN'DAN SONRA HEDEFİN TÜRKİYE OLMAMASI İÇİN ŞUUR VE DİKKAT! / Yıldıray Çiçek       574 okunma - 04 Ocak 2018

İran'da ekonomik sıkıntı, işsizlik ve hayat pahalılığı bahanesiyle bir  ayaklanma başladı. Ayaklanma bir haftadır devam ediyor. Otuza yakın kişi öldü, yüzlerce yaralı var. 

ABD'nin yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor ki, İran'daki ayaklanmayla yakından ilgileniyor ve ayaklanmanın alt yapısını bizzat kendisi hazırladı.

Olaylar başlar başlamaz Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders'in "İran halkı günlük hayatlarındaki artan yolsuzluktan dolayı kızgın. İnsanlar yolsuzluğa ve şiddete bulaşmış yöneticilerinin yaptıklarının bedelini ödemekten yorulmuş durumdalar. Bütün bunların sonucunda cesur İranlıların organik kitlesel ayaklanmalarını görüyoruz." Açıklamasını yapması, daha sonra ABD'nin deliliği artık tescilli başkanı Trump'un "İran halkı nihayet vahşi ve yozlaşmış İran rejimine karşı harekete geçti. " sözleri de ABD parmağının işaretleri olarak görülmektedir.

İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in , "Düşmanlarımız isyan çıkardı. Para, silah ve ajan gibi değişik araçlar kullanıyorlar"  ifadesi, Rus senatör Kon stantin Kosaçev'in "Olayların arkasında dış güçler var" ifadesi ve Türkiye'nin "kışkırtıcı söylem ve dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz." Açıklamasını İran'daki ayaklanmayı organize eden güçleri tarif etmektedir.

Ayrıca İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "İranlı Protestocular Birer Kahraman"demesi, PKK ve Barzani'ye yakın haber sitelerinde olayların 

"Doğu Kürdistan'ın Banê kentinde dün 2 Kürt kadının İran güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinin ardından ayaklanan halk ile İran kuvvetleri arasındaki olaylar büyüyerek devam ediyor." Şeklinde sunulması da İran'daki ayaklanmanın plan dâhilinde bir işaretle gerçekleştiğini bize göstermektedir.

Barzani'nin referandumunda ve Kudüs konusunda yenilgi yaşayan ABD, her yere bulaşmaya devam ediyor. Dünya adeta bir delinin serüvenini izlemektedir.

Terör örgütü PKK'ya dünyanın gözü önünde tonlarca silah yardımı yapan Trump'un İran değerlendirmesinde "Başkan Obama'nın aptalca verdiği tüm paranın tamamı terörizme ve onların cebine gitti." Açıklamasını yapması da, nasıl bir deli olduğunu, nasıl bir ikiyüzlülük bataklığına düştüğünü göstermiştir.

ABD zihin olarak hastalıklı bir devlet olarak dünyanın her yerini karıştırmaya devam edecektir. Bu karıştırıcılığını da "terörle mücadele, demokrasi, özgürlük" gibi kavramlarla süslemesi de ayrı bir iğrençliği olmaktadır. 

Dünyadaki tüm terör örgütlerini ABD'nin yönlendirmesi, beslemesi ortada iken, "terörle mücadele" vurgusunu yapabilme yüzsüzlüğü ABD'nin yıllardır geleneği olmuştur. Ama Trump bu yüzsüzlüğü zirveye taşımıştır.

İran'ın yönetim tarzı, yöneticileri eleştirilebilir ama ABD bunu yapacak dünyadaki son devlettir.

ABD ve İsrail'in Ortadoğu Bölgesindeki dört parçalı kürdistan hayali aynen devam etmektedir. ABD ve İsrail destekli Barzani'nin referandum hamlesi, ABD'nin terör örgütü PKK'ya silah yağdırması bunun en sağlam delilleridir.

Türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumak aynı zamanda İran'ın, Irak'ın, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasından geçmektedir...

Dört parçalı sözde kürdistan haritasının bu dört ülke üzerinden çizilmesi, bu durumu idrak etmemizi sağlamaktadır.

İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerdeki her gelişme aynı zamanda Türkiye'yi ilgilendirmektedir.

Irak ve Suriye'deki bölünmüşlüğün, İran'daki ayaklanmanın arkasında hep aynı güçlerin olması ve bunların sözde kürdistan'ın bir ayağını da Türkiye'de görmesi gözden kaçmamalıdır.

İran'da yaşayan milyonlarca Türk'ün de ABD'nin fitnesinden uzak durması makul olanıdır. ABD kendine maşa aramaktadır ve PKK uzantılı bölücülerin İran'da da maşa olarak hemen ABD'ye el uzatması Türklerin şuurlu olması için bir sebeptir. Çünkü halkı sokağa "PJAK olarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm İran halklarını özgürlük için verilen mücadelenin saflarına çağırıyoruz." diyerek davet eden PKK'nın İran koludur.

İran yönetimi yıllardır orada bulunan Türklere baskı yapmaktadır.

Ama bu baskılara karşı ders vermek asla ABD fitnesi yanında saf tutmak olmamalıdır. Irak ve Suriye'deki yanlış politikalar sonucu milyonlarca Türkmen'in evsiz, barksız kalması herkese ders olmalıdır. ABD'nin kanlı işgal ve istikrarsızlığı dışında bölgede kazanan hiçbir şey olmamıştır.

Irak'ın, Suriye'nin hali ortada iken İran'ın da o hale getirilmesinden bölgedeki tüm ülkeler olumsuz etkilenecektir.

En başta da Türkiye bunun olumsuz etkisini yaşayacaktır.

İran'dan sonra yeni hedefin Türkiye olacağını söylemek için sanırım müneccim olmaya gerek yoktur.

İran'daki Türkler ve Türkiye'yi yönetenler bunun farkında olmalıdır.

Türkiye özellikle Güneydoğu bölgesinde terörle mücadeledeki tempoyu aralıksız sürdürürken, bölgede PKK ve HDP'nin her türlü bölücülük alanı kurutulmalıdır.

Çünkü geçtiğimiz yıllarda yaşanan Kobani olaylarındaki bölücü kalkışma Türkiye'de bir nevi ayaklanma testi ve ölçümüydü.

İran'daki ayaklanmanın benzerleri olmaması için Türk devleti bunların nefes borularını tıkamalıdır.

Silahını ABD'den alan bu soysuzlar, İran'da yaptıkları gibi işaret aldığı gün Türkiye'de yeni Kobani provokasyonu yapacaktır.

Türkiye her türlü önlemini zaman geçmeden almalıdır.

Gezi ve Kobani provokasyonlarını yaşamış Türkiye'de gevşek davranmanın anlamı yoktur.

İran'ın her yaşadığı aslında Türkiye'ye bir gölge olarak düşmektedir.

Bu zaman ABD maşalarına karşı dikkatleri yoğunlaştırma zamanıdır.



YAZDIR